AnasayfaSSSAramaÜye ListesiGiriş yapKayıt Ol
Kütüphane bölümümüz güncellenmektedir.  "Kadın ve Erkek Eşitliği" konusu tamamlanmıştır.
Bağlantı sorunları nedeniyle Portal sayfası geçici olarak kaldırıldı....
"Program Arşivi" forumuna "Antivirüs Güvenlik" ve "Araçlar" kategorisi açılmıştır.
Son Konular
Konu
Tarih
Yazan
Hakkını vermediğimiz iş yüzümüzü ağartmaz
Evlilikler de Bunalıma Girer
Ahirete İnancımız Ölçüsünde Huzurumuz Olur
Ebedi Hayata Doğmak
ABDEST
TALAK (BOŞANMA)
Gül Sultanım (Yeni Video Klip)
Beş Esas
Meleklere İman
Can Feda Edilecek Dost
Paz Şub. 23, 2014 7:32 pm
Paz Şub. 23, 2014 7:27 pm
Paz Şub. 23, 2014 7:18 pm
Paz Şub. 23, 2014 3:07 pm
Ptsi Şub. 17, 2014 3:17 am
Ptsi Şub. 17, 2014 3:09 am
Ptsi Ocak 20, 2014 3:15 am
Cuma Ekim 11, 2013 4:33 am
Çarş. Ekim 09, 2013 2:50 am
Paz Ekim 06, 2013 3:15 pm
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat

Paylaş|

Ecir mi İstiyoruz Ücret mi?

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek
YazarMesaj
Yönetici
Yönetici
Teşekkürleri : 25
Yaş : 30
Kayıt tarihi : 24/08/08
Nerden : Gül Diyarından
Mesaj Sayısı : 9415
Tecrübe Puanı : 20613

MesajKonu: Ecir mi İstiyoruz Ücret mi? C.tesi Ara. 17, 2011 11:41 am

Ecir mi İstiyoruz Ücret mi?

Ahmet Nafiz YAŞAR

Rabbimizden dünyada da ahirette de ‘hasene’ isteriz şüphesiz. Yani dünyada da, ahirette de iyilik, güzellik, nimet... Ama bu hasenelerden birini tercih durumunda kalırsak elbette ecir, ücretten önce gelir. Çünkü ecir, ahiret kârıdır. Ebedi kârdır. Dünyanın hiçbir ücreti böyle bir kâra denk gelmez.

Sahabeden Semüre İbn Cündeb r.a.’ın Medine’de Ensar’dan bir zatın bahçesinde bodur bir hurma ağacı vardı. Semüre bu ağaca gitmek için mecburen bahçeden geçer, onun bu gelip geçmelerinden bahçe sahibi rahatsız olurdu. Bu ağacı satın almayı veya daha uygun yerdeki başka bir ağaçla değişmeyi teklif ettiyse de Semüre razı olmadı. Bunun üzerine bahçe sahibi, Hz. Peygamber s.a.v.’e gitti, durumu anlatıp şikayette bulundu. Rasulullah s.a.v. iki müslüman arasındaki böyle bir tatsızlığın sürmesini istemiyordu. Semüre’yi çağırıp o ağacı bedeli karşılığı bu kişiye satmasını istedi ama Semüre bunu yine kabul etmedi. Gelip gitme sıkıntısını ortadan kaldıracak başka yerdeki daha verimli bir hurma ağacıyla değiştirme teklifine de yanaşmadı. Anlaşılan Semüre İbn Cündeb, Ensarî’nin bu kadar şikayetlenmesine mana verememişti. Alınganlık gösteriyor ve bile isteye işi yokuşa sürüyordu. Nihayet Efendimiz s.a.v. son bir teklif daha yaptı; buyurdu ki: “Öyleyse bu ağacı hayrına ona hibe et. Böyle yaparsan ahiret için şöyle şöyle ecir kazanırsın.” Semüre bu üçüncü ve son teklife de razı olmayınca Rasulullah s.a.v., bahçe sahibine o ağacı kesme müsadesi verdi.

Ebu Davud’un Sünen’inde yer alan bu haber daha ziyade komşuluk hukuku veya devletin özel mülkiyete müdahale hakkı sadedinde konu edilir. Biz meselenin o tarafında değiliz. Rasul-i Ekrem s.a.v.’in “teklif sıralamasına” dikkat çekmek için zikrettik bu haberi.

En yüksek teklif

Pazarlıkta usuldür; karşı tarafı razı etmek maksadıyla yapılan teklifler aşağıdan yukarıya doğru giderek yükseltilir. Dolayısıyla en son teklif, muhatabınız için en iyi, en kârlı, en yüksek tekliftir. Hz. Peygamber s.a.v.’in Semüre’ye son olarak ecir kazandıracak bir bağış teklifinde bulunması, üstelik bunu dünyalık yahut maddi fayda sağlayan tekliflerden sonra yapması, dünya sevabı ile ahiret sevabı arasında bir seçim söz konusu ise neyi tercih etmemiz gerektiğini söyler bize.

Gerçi müslümanlar olarak hiç birimizin bilgi noktasında bu tercihle alakalı bir tereddüdü yoktur. İsteyene dünya sevabı, isteyene ahiret sevabı verileceğini, fakat ahiret sevabını tercih etmenin daha hayırlı olduğunu bildiren ayet ve hadislerden çoğumuz haberdarız. Dünyanın ancak ahiret hasadı için bir tarla mesabesinde olmakla değer ve önem taşıdığını hepimiz kabul ederiz. Sorulsa, üç günlük dünya için ebedî alemde vaat edilen nimetlerden vazgeçmenin akıllıca olmadığını da hepimiz söyleriz. Lakin hiçbirimiz malumat halindeki bu kabulün aynı kesinlik ve yaygınlıkta davranış olarak uygulamaya yansıdığını söyleyemeyiz galiba.

Semüre vakasındaki gibi haberler, söylemimizle eylemimiz, yahut bildiğimiz ile amel ettiğimiz arasında bir uyum olup olmadığına ayna tutmamız için bir imkandır. Benzer bir durumda Hz. Peygamber s.a.v.’in Semüre’ye yaptığı tekliflerin aynı sıralamayla bize yapıldığını ya da bizim bir müslüman kardeşimize böyle bir teklif sıralaması sunduğumuzu farz edip, verilecek tepkiyi samimiyetle tahmine çalışalım. Hayır, kimseyi davranışları konusunda itham etmek niyetinde değiliz. Dünyevîleşme dediğimiz çok büyük bir tehlikenin ağına düşmemek için halimizin hakikatini görelim istiyoruz. Bakalım önceliğimiz ecir mi, ücret mi?

Dünyevîleşme temayülü

Biri uhrevî diğeri dünyevî, ama her ikisi de meşru veya mübah iki alternatif karşısındaki tercihten bahsediyoruz. Elbette her konuda ve her zaman böyle bir seçim mecburiyeti ile karşılaşmamız söz konusu değil. Rabbimizden dünyada da ahirette de “hasene” isteriz şüphesiz. Anlatmaya çalıştığımız, bu hasenelerden birini tercih durumunda dünyayı öncelemenin, dinî bir sorumluluk getirmese bile daha kârlı bir ticaretten mahrum bırakması yanında, dünyevîleşme âfetine de kapı aralayabileceğidir. Bu sebeple önceliğimiz ecir mi ücret mi diye sorup, kalbimizle yüzleşelim istedik.

Bu iki kelimenin kökü gibi manası da aynı. İkisi de “bir işin, bir tutumun karşılığı olan kazanç” demek. Bu karşılığın mükafat da ceza da olması mümkün ama kastedilen daha ziyade mükafattır. Yine yaygın olarak “ecir“ manevî yahut uhrevî, “ücret” ise maddî veya dünyevî kazançlar için kullanılır. Yani ecir “ahiret kârı”, ücret “dünya kârı”dır.
Günümüzde Allah ve Rasulü’nün tavsiyesine rağmen müslümanların dünya kârını daha çok tercih etmesinde, insanın peşin olana meyli kadar modern zihniyetin de tesiri var. Dediğimiz gibi, netice itibariyle kârdan zarar etmekten öte, hem sorgulanmayan bir zihniyetin giderek kalbimizi karartması, hem dünyevîleşmeye sürüklemesi bakımından tehlike habercisi bir tutum bu.

Dünyaya ve dünyalığa rağbet sinsi bir duygudur. Çünkü dünyevîleşme temayülünü sürekli meşrulaştırma çabası içinde olan insan, çoğunlukla nereye sürüklendiğini fark edemez. “Ahiret hayatı önceliklidir ama..” diye başlayıp dünyayı maksat haline getiren gerekçeler sıralar. Sanki İslâm ahiret sevabıyla dünya sevabı arasında bir öncelik sonralık tercihi yerine mutlak bir kabul veya redde zorluyormuş gibi, dünya işlerinin önemini ispata çalışır. Tehlike de bu noktada, Allah ve Rasulü’nün tavsiyesine rağmen ücreti önceleyen tercihleri kendince yorumlama noktasında başlar. Bu tutum bilhassa entelektüel çevrelerde İslâm’ı modernizmle bağdaştırma işgüzarlığına yol açmakta, realite yahut çağın gerekleri gibi söylemleri nasların (dinî hükümlerin) önüne geçirmekte, fakirlik korkusunu meşrulaştırmaktadır.

Fırsatı heba etmek

Ecir yerine ücret tercihinin sıradanlaşması, fırsatların, sadece beşerî ihtiyaçları karşılamak için kullanılarak heba edilmesine de sebep olmaktadır. Bir kısım insanların Allah dostu mürşid-i kâmillere ahiret saadetinin yol ve imkanlarını sormak yerine, hastalıktan veya borçlarından kurtulmak, bozulan işlerini düzeltmek için müracaat etmesi, kutsal mekanlara gidip ev, araba cinsinden dünya metaı istemesi böyledir mesela. Bu tercihteki isabetsizliğe Seyyid Emir Külal k.s. hazretlerinin bir menkıbesinde çok çarpıcı bir şekilde işaret edilir.

Yaptırdığı bir imaretin inşaatında çalışan işçiler acıkmış, az önce inşaat sahasını gezip evine giden Seyyid Emir Külâl’in kendilerine yiyecek bir şeyler getireceğini ummuşlardır. Halbuki hem yemek zamanı değildir, hem de ihtiyaç ve isteklerini Emir Külâl hazretlerine söylememişlerdir. “Söylemeye ne hâcet, eğer gerçek bir veli ise zaten aklımızdan geçenleri bilir, her birimize birer sıcak ekmek olsun, getirir...” diye düşünürler. Biraz sonra Seyyid Emir Külâl k.s. dönüp gelir ama elleri boştur. Çalışanların kalplerine şüphe düşer, kafalarında acabalar oluşur. Kendi aralarında “Demek ki bu gerçek bir veli değilmiş!” gibi fısıldaşmalar başlayınca, “Ey tahammülsüzler!” diye seslenir Seyyid Emir Külâl ve “İstediğiniz bu muydu!” diyerek elini koltuğunun altına sokup, oradan çıkardığı sıcacık ekmekleri birer birer onlara dağıtır. İşçiler bu keramet karşısında donup kalmışlardır. Neden sonra pişmanlıkla af dilemek için ellerine sarıldıklarında hepimize ders olacak şu sözleri söyler Seyyid Emir Külâl:

“Ey dostlar! Niye böyle dünyalık şeylere itibar ediyor; bizden basit, geçici, öğünlük taleplerde bulunuyorsunuz? Biz bekleriz ki sizler bizden ahireti, ahirette kurtulmayı isteyesiniz. Siz ekmek vermeyi keramet sanıyorsunuz ama asıl keramet ebedî saadete götüren istikameti gösterebilmektir.”

Büyük kısmımız hâlâ bu imaretteki işçiler gibi davranıyoruz. Dünyalık beklentimiz bir tarafa, tabii kanunlara uymayan olağanüstülüklere istikametten daha çok itibar etmemiz de aslında ecir yerine ücreti öncelediğimizi göstermiyor mu?

Hasıl-ı kelam, ücreti ecre tercih, dünya kârının gönlü işgale başladığına işarettir. Tedbir alınmazsa eğer, tekâsür tutkusunu, yani dünyalık biriktirip çoğaltma hırsını tetikleyip insanı eşyaya kul eyler. Çünkü tekâsürün olduğu yerde tevhit şuuru olmaz.

__________________


"Hüda zalim kişiyi helak etmek isterse
Kahır sebeplerini kendisine yetiştirir
Bu açık iddia için burhan gerekse
Firavun elinde Cenab-ı Musa'yı yetiştirir"
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://akmenzil.8forum.net

Ecir mi İstiyoruz Ücret mi?

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Menzil Forum :: Semerkand & Radyo & TV :: Semerkand Dergisi-
SİSTEM BİLGİLERİÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by phpBB2 (subsilver)
Copyright ©2008 - 2011,
Content Relevant URLs by www.akmenzil.net
Kuruluş Tarihi : Paz 24 Ağus. 2008 - 18:30
akmenzil.net sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanızakmenzil@hotmail.com e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
forum kurmak | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Suistimalı göstermek | Ücretsiz blog