AnasayfaSSSAramaÜye ListesiGiriş yapKayıt Ol
Kütüphane bölümümüz güncellenmektedir.  "Kadın ve Erkek Eşitliği" konusu tamamlanmıştır.
Bağlantı sorunları nedeniyle Portal sayfası geçici olarak kaldırıldı....
"Program Arşivi" forumuna "Antivirüs Güvenlik" ve "Araçlar" kategorisi açılmıştır.
Son Konular
Konu
Tarih
Yazan
Hakkını vermediğimiz iş yüzümüzü ağartmaz
Evlilikler de Bunalıma Girer
Ahirete İnancımız Ölçüsünde Huzurumuz Olur
Ebedi Hayata Doğmak
ABDEST
TALAK (BOŞANMA)
Gül Sultanım (Yeni Video Klip)
Beş Esas
Meleklere İman
Can Feda Edilecek Dost
Paz Şub. 23, 2014 7:32 pm
Paz Şub. 23, 2014 7:27 pm
Paz Şub. 23, 2014 7:18 pm
Paz Şub. 23, 2014 3:07 pm
Ptsi Şub. 17, 2014 3:17 am
Ptsi Şub. 17, 2014 3:09 am
Ptsi Ocak 20, 2014 3:15 am
Cuma Ekim 11, 2013 4:33 am
Çarş. Ekim 09, 2013 2:50 am
Paz Ekim 06, 2013 3:15 pm
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat

Paylaş|

Sırça Saraydaki Sultan

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek
YazarMesaj
Yönetici
Yönetici
Teşekkürleri : 25
Yaş : 30
Kayıt tarihi : 24/08/08
Nerden : Gül Diyarından
Mesaj Sayısı : 9415
Tecrübe Puanı : 20724

MesajKonu: Sırça Saraydaki Sultan Paz Ara. 18, 2011 6:10 am

Sırça Saraydaki Sultan

T. Ziya ERGUNEL

“Hânümânı neyleriz bu günbed-i dünyâda biz
Âlemin sultanıyız, sırça saraya mâlikiz.” (Nâilî)

[Bu dünya kümbetinin (altında) ev-bark (yapmak derdinde) olmayız. (Çünkü) biz (bu) alemin sırça saraya sahip olan sultanıyız.]

Cenab-ı Hakk’ın yeryüzünde halife kılmış olması sebebiyledir ki insan bu âlemin sultanıdır. Kâinattaki her şey onun emrine ve hizmetine verilmiş, ondan bütün mahlukata “Allah’ın adıyla” hükmetmesi istenmiştir. Nitekim bir işe başlarken besmele çekmemiz, ne dediğimizin şuurunda isek eğer, hilafet vazifemizi hatırlamak, bunun mesuliyetinin farkında olduğumuzu beyan etmektir aynı zamanda.

Hilafet, insan için bir imtiyaz, bir ikram, bir şeref olduğu kadar ağır bir mesuliyettir de. Fakat Allah Tealâ bu mesuliyeti taşıyabilmesi için gerekli bütün imkânlarla donatıp mahlukatın en şereflisi olarak en güzel kıvamda yaratmış insanı. Ona akıl ve irade vermiş; gönderdiği peygamberler, indirdiği kitaplar vasıtasıyla bunları nasıl kullanacağını öğretmiş, nihayet karargâh olsun diye “kalp” dediğimiz bir de sırça saray ihsan eylemiştir.

Kalp, insanın yeryüzündeki saltanatının karar merkezi olmakla bir saray hükmündedir. Bu saray, insanın kendisine hilafet vazifesini veren Allah Tealâ ile irtibatının da imkânıdır. Böyle bir irtibat zaruridir, çünkü insana tevdi edilen hilafet vazifesi, o vazifeyi tevdi eden mutlak hakimiyet ve kudret sahibinden sürekli talimat almayı, O’na sadık kalmayı gerektirir. İnsanın alem sultanlığı Cenab-ı Hakk’a sadakati ile kaimdir. Bu sebeple kalp sarayında aldığı kararı yahut ortaya koyduğu iradeyi, Allah’ın rızasına uygun mudur değil midir, kalbin sağladığı irtibatla belirledikten sonra hüküm haline getirip uygulamaya koyabilir.

Karargâh olmakla saray addedilen kalp, buradaki kararları murad-ı ilahî istikametinde almaya imkân veren bir rabıtanın vasıtası olmakla da “sırça”dan bir saray gibi düşünülmüştür. Sırça kelimesi “cam” manasına kullanılır. Kalbin sırça saraya benzetilmesi, letafetinden, son derece itina ile muhafaza edilmesi gerektiğinden ve kıymetinden dolayıdır.

Bununla beraber Divan şiirinde kalbin benzetildiği sırça ile kastedilen daha ziyade “ayna”dır. Ayna, camın bir tarafı sırlanarak yapılır ve tecelli mahallidir. Cenab-ı Hak da insanın kalbini esma ilmiyle sırlamış, böylece ona ilahî tecelliyata mazhar olabilecek bir hususiyet bahşetmiştir.

İman, bir ayna gibi Allah Tealâ’nın sıfatlarının tecellisini müşahedeye imkan verdiği için kalbin amelidir. Kalp aynasını zikirle her daim temizleyip mücella tutan insan, oradaki apaçık şahadeti sebebiyle imanını kalp ile tasdik eden insandır. Kalp ile tasdik edilmiş bir iman ise hilafet vazifesini tevdi eden Hakim-i Mutlak’la irtibat halinde olmak demektir.

Bu rabıta olmadan yeryüzü hilafetinin hakkıyla ifası da, alem sultanlığının şeref ve imtiyazının muhafazası da mümkün değildir. İnsan, alemin sultanı olduğunun farkında ise, o saltanata imkân veren sırça sarayını her dem temiz tutacak, incinmeyecek, kırılmayacak; mahlukata rahmetle, rıfkla, mülayemetle muamelede bulunacaktır.
Alemin sultanı olduğunu bilen insan, bu şeref ve makamını korumak için kalp denilen sırça saraya malik iken, dünya vârına tenezzül de etmeyecektir. 16. asrın Halvetî şairlerinden Nâilî, yukardaki beytinde bilhassa buna dikkat çekmek istemiş. Hânümân, yani ev-bark, dünyalıktan kinayedir. Peşinde koşulmaması, talep edilmemesi gereken dünyaya dair her şeydir. İnsanın kendini zengin bilip dünyalığa rağbet ve tenezzül etmemesi, Allah’tan başka hiçbir varlığa ihtiyaç duymaması haline “istiğn┠denir. Beyitte sırça saraya sahip olmaya bağlanan böyle bir istiğnâ, “günbed-i dünya” tabiriyle de teşvik edilmektedir.

Türkçede “kümbet” şeklinde telaffuz ettiğimiz Farsça “günbed” kelimesi “kubbe” demektir. Dünya ile kullanıldığında “gökyüzü” kastedilir. Gökyüzü, “günbed-i devvâr”dır; yani sürekli döner. Onun bu dönüşü zamanı belirler ki aslında gökyüzü ile devreden, gelip geçen zamandır. Dönüp duran dünya kubbesinin altında zamanla birlikte insanlar da devretmekte, gelip geçmektedir. Öyleyse kısa bir müddet için gelip geçtiğimiz dünya kubbesinin yahut gölgesinde bir miktar eğleştiğimiz dünya denilen ağacın altına bina dikmekle oyalanmanın makul bir tarafı yoktur.

Kümbet, bizde “türbe” manasına da kullanılır. Türbelerin çatısı ekseriya kubbe şeklinde yapıldığından kümbet kelimesi zamanla o yapının tamamına ad olmuştur. Şu halde dünyada ev bark, köşk konak inşa etmeye çalışmak, mezar üstüne bina kurmak, kabirleri süsleyip şatafatlı hale getirmek gibi faydasız bir meşguliyetle vakit öldürmektir. Geçici ve aldatıcı dünya hayatını, ancak kalp denilen sırça sarayda ulaşılabilecek ebedi ve gerçek hayata tercih gafletine düçar olduğumuzun alametidir.

Buradan dünyayı büsbütün ihmal edelim manası çıkarılmamalıdır. Şairin maksadı, insanın kalp vasıtasıyla Allah tarafından muhatap alınmak gibi bir saadeti ve bu muhataplıkla kaim olan hilafet şerefini dünyaya değişerek kendini küçük düşürmemesi gerektiğini hatırlatmaktır. Öte yandan kalp mademki sırça saraydır, günahlarla karartıp kirletmemek için itina gösterilmelidir. Kararmış bir kalp, hilafetinin şartı olan rabıtaya imkân vermediği için sahibini başına buyruk bir âsi yapar, iki dünyada da zelil eder.

__________________


"Hüda zalim kişiyi helak etmek isterse
Kahır sebeplerini kendisine yetiştirir
Bu açık iddia için burhan gerekse
Firavun elinde Cenab-ı Musa'yı yetiştirir"
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://akmenzil.8forum.net

Sırça Saraydaki Sultan

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Menzil Forum :: Semerkand & Radyo & TV :: Semerkand Dergisi-
SİSTEM BİLGİLERİÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by phpBB2 (subsilver)
Copyright ©2008 - 2011,
Content Relevant URLs by www.akmenzil.net
Kuruluş Tarihi : Paz 24 Ağus. 2008 - 18:30
akmenzil.net sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanızakmenzil@hotmail.com e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Yetkinforum.com | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Suistimalı göstermek | Ücretsiz bir blog yaratın