AnasayfaSSSAramaÜye ListesiGiriş yapKayıt Ol
Kütüphane bölümümüz güncellenmektedir.  "Kadın ve Erkek Eşitliği" konusu tamamlanmıştır.
Bağlantı sorunları nedeniyle Portal sayfası geçici olarak kaldırıldı....
"Program Arşivi" forumuna "Antivirüs Güvenlik" ve "Araçlar" kategorisi açılmıştır.
Son Konular
Konu
Tarih
Yazan
Hakkını vermediğimiz iş yüzümüzü ağartmaz
Evlilikler de Bunalıma Girer
Ahirete İnancımız Ölçüsünde Huzurumuz Olur
Ebedi Hayata Doğmak
ABDEST
TALAK (BOŞANMA)
Gül Sultanım (Yeni Video Klip)
Beş Esas
Meleklere İman
Can Feda Edilecek Dost
Paz Şub. 23, 2014 7:32 pm
Paz Şub. 23, 2014 7:27 pm
Paz Şub. 23, 2014 7:18 pm
Paz Şub. 23, 2014 3:07 pm
Ptsi Şub. 17, 2014 3:17 am
Ptsi Şub. 17, 2014 3:09 am
Ptsi Ocak 20, 2014 3:15 am
Cuma Ekim 11, 2013 4:33 am
Çarş. Ekim 09, 2013 2:50 am
Paz Ekim 06, 2013 3:15 pm
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat

Paylaş|

Engelli çocuk Allahın özel emaneti

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek
YazarMesaj
Yönetici
Yönetici
avatar
Teşekkürleri : 25
Yaş : 31
Kayıt tarihi : 24/08/08
Nerden : Gül Diyarından
Mesaj Sayısı : 9415
Tecrübe Puanı : 21543

MesajKonu: Engelli çocuk Allahın özel emaneti Cuma Mart 06, 2009 7:38 pm

Engelli çocuk Allah’ın özel emaneti


Huri YAZICI







Allahım ben ne günah
işledim? Bu bize bir ceza mı? Bu çocuk benim olamaz, görmek
istemiyorum…” Bu isyan dolu ifadeler dinin sınırları dışına çıkmaya
kadar götürür insanı. Ancak kimi zaman dokuz aylık zorlu hamilelik
sürecinden sonra engelli bir çocuk dünyaya getiren bir annenin ağzından
dökülür bu cümleler. Kalbi böyle demese de o an yaşadığı üzüntüyle dili
söyler. Ölünceye kadar bebek kalacak, bakıma muhtaç bir çocuğa sahip
olma gerçeğiyle yüzleşen her kadın başlarda bu durumu kabullenmek
istemiyor. O kadar ki, bazı anneler çocuğunun bu özel durumundan
kendisini sorumlu tutuyor. Yaptığı bir hata sonucunda ya da hamilelik
dönemindeki ihmaller yüzünden engelli bir çocuk dünyaya getirdiğini
düşünüyor. Yaşanan ilk şoku atlattıktan sonra evladını kucağına alan,
onun sıcaklığını yüreğinde hisseden her anne zamanla yavrusunu
kabulleniyor, hatta bütün hayatını çocuğuna adıyor.

Engelli
çocukla ilgilenmek, bakımından yetiştirilmesine kadar her şeyini
üstlenmek diğer çocuklardan daha zor şüphesiz. Annelerin yaşadıkları
zorluklar da ortada. Bağışıklık sistemi oldukça zayıf olan bu çocuklar
daha sık hastalanıyor. Ayrıca, sağlıklı büyüyen çocuklar birçok şeyi
belli bir yaştan sonra annelerinden bağımsız olarak yapar hale
gelmelerine rağmen engelli bir çocuk ömür boyu annenin kontrolü altında
ve ona bağımlı yaşamak zorunda kalıyor. Bazen babalar çocuğu
kabullenmiyor, yemek yemesinden bakımına, temizliğine kadar bütün
sorumluluğu anneye yüklüyor. Ayrıca, evdeki diğer çocuk, anne babasının
engelli kardeşine olan ilgisini kıskandığında psikolojisi olumsuz
etkileniyor. Burada dengeyi kurmak yine anneye düşüyor.


Engelli çocuk ailelerinin sosyal hayatla ilişkisi azalıyor

Engelli
çocuğu olan annelerin birçoğu mutsuz ve kendi halinde yaşıyor, hatta
çevresiyle ilişkisini koparıyor. Kimi ebeveynler çocuğunun
iyileşmeyeceğini düşünürken, inancını muhafaza eden aileler evladının
durumu ne kadar ağır olursa olsun ileride normal bir çocuk olacağı
umudunu taşıyor. Ailelerin en büyük korkuları ise onlar öldükten sonra
çocuklarının akıbetinin ne olacağı. Uzmanlar, hayatın bir imtihan, her
derdin bir sabrı ve mükafatı olduğu inancını taşıyan anne babaların bu
durumu daha çabuk kabullendiklerini söylüyorlar.

Sebahat İnan ve
Havva Işık Tepe engelli çocuk sahibi birer anne. Ev hanımı Sebahat
İnan, 15 ve 8 yaşlarında iki erkek çocuk annesi. Her iki oğlu da
sağlıklı dünyaya gelmiş. Lisede okuyan büyük oğlunun sağlık problemi
yok. Küçük oğlu Mücahit Furkan ise altı aylıkken yakalandığı Hipoplazi
(Beyin dopları arasında açıklık) hastalığıyla savaşmaya devam ediyor.
Sebahat Hanım, aynı zamanda ailesinin tek evladı. Bir yandan annelik,
diğer yandan da evlatlık vazifelerini yerine getirmeye çalışıyor. Biri
sağlıklı, diğeri engelli iki çocuğuna sevgi ve şefkatini eksiksiz
verirken, 35 yıldır şeker hastası olan, gözleri görmeyen annesinin
bütün hizmetini üstlenmiş.

Mücahit Furkan, sekiz yıl önce
gözlerini dünyaya sağlıklı bir bebek olarak açar. Altı aylık oluncaya
kadar çok nadir hastalanan bir bebektir. 17 Ağustos depremi, İnan
ailesinin ve minik Mücahit Furkan’ın yıllarca sürecek hastalığının
başlangıcı olur adeta. Depremden üç gün sonra, henüz altı aylık olan
Mücahit Furkan’da aşırı mide bulantısı başlar. İnan ailesi, midesine
giden her damla sütü geri çıkaran minik yavrularını hemen hastaneye
kaldırırlar. Doktorlar bebeğin midesini üşüttüğünü, korkulacak bir
durum olmadığını belirterek, hafif ilaçlarla aileyi eve gönderir.

Ancak,
ilerleyen günlerde Furkan’ın durumu daha da kötüleşir. Artık, ne anne
sütünü kabul eder ne de mamasını yer. Evlatlarının hastalığı karşısında
iyice çaresiz kalan anne baba tekrar hastaneye koşar. Tahliller yeniden
yapılır ancak sonuçlar gene normal değerlerde çıkar. Bulantısı devam
eden minik yavru, uzun araştırmalar sonrasında teşhis konulamadan
yeniden evine gönderilir. Doktorların yapacak bir şey olmadığını
söyledikleri Mücahit Furkan’ın beslenmesi tamamen durur. Verilen
ilaçlar ise mideye inmeden geri gelmektedir.


Bu durum bir
yaşına kadar devam eder. Evlatları elleri arasında günden güne eriyen
İnan ailesi mücadeleye devam eder, her hastaneye gider, her doktorun
kapısını çalar. Furkan bir yaşına geldiğinde özel bir hastanede tedavi
altına alınır ve verilen ilaç sayesinde mide bulantısı durur ancak,
artık yeme alışkanlığını kaybetmiştir. Sebahat Hanım, bir yaşındaki
oğlunu, bebek maması ve bitki çaylarıyla beslemeye başlar. Oğlu, artık
ne konuşabiliyor ne de emekleyebiliyordur. Büyümesi de durur.

İnan
ailesi evlatlarının hastalığının ne olduğunu öğrenmek için mücadeleyi
bırakmaz. Furkan iki yaşına geldiğinde çekilen beyin MR’ıyla hastalığın
adı konur: Beyin dopları arasında açıklık vardır. Aile bir kez daha
yıkılır. Doktorlar yapılacak fazla bir şey olmadığını söylese de, onlar
“Allah’tan ümit kesilmez” diyerek tedaviye devam ederler. Furkan, altı
ay boyunca İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi’nde fizyoterapi ve
özel eğitim alır. Tedaviye cevap veren Furkan 2,5 yaşına geldiğinde
emeklemeye başlar. Mücahit Furkan, şu an sekiz yaşında. Üç yaşından
beri Üsküdar Belediyesi Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi’nde
fizyoterapi ve özel eğitim görüyor. Annesinin desteğiyle yürüyebiliyor,
etrafındakileri algılayabiliyor, kısmen de olsa şikayetini dile
getirebiliyor.


“Oğlum bu dünyada yürüyemiyor ama inşallah cennet-i alada koşacak”

Sebahat
Hanım, hiçbir zaman umudunu yitirmeyen annelerden. Oğlunun sağlığına
kavuşması için bir yandan dua ediyor, diğer yandan sebeplere sarılarak
şifayı Allah’tan bekliyor. 35 yıldır şeker hastası olan annesinin
hizmetini de eksiksiz yapmaya gayret eden vefakar kadın, dört yıl önce
alzheimer hastalığına yakalanan babasına da evlatlık vazifesini yerine
getirmiş. “Bir evde üç hasta vardı” diyen Sebahat Hanım, o günleri
şöyle anlatıyor: “Mücahit Furkan üç yaşındayken, babam alzheimer
hastalığına yakalandı. Şeker hastası olan ve gözleri görmeyen annem
dolaşım bozukluğu nedeniyle ameliyat oldu. Hastanede annemin yanında
kalıyor, bir yandan da babamın hizmetini yapıyordum. Bu arada Furkan’la
da ilgileniyordum. Babam üç yıl yaşadı. Üç yıl üç hasta bezledim. Çok
zor günlerdi ama Allah’a sığınarak atlattım. Annem benim yanımda ve
bakıma muhtaç. Ben annelik ve evlatlık vazifeleriyle imtihan edildiğimi
bilerek inancımla görevlerimi yerine getirmeye çalışıyorum. Hayır ve
şer Allah’tan gelir. Oğlum bu dünyada yürüyemiyor ama insaşallah
cennet-i alada koşacak.”

Engelli çocuk annelerinin her duyguyu
daha yoğun yaşadığını belirten Sebahat Hanım, zorlukların kendisini
daha sabırlı ve şükür sahibi bir insan yaptığını söylüyor. “İnancım
beni huzurlu kılıyor” diyen Sebahat Hanım, “Eskiden olumsuz baktığım
her şeye artık olumlu bakıyorum. Şefkatim ve merhametim daha da arttı.
Furkan’ın ve annemin rahatsızlığı nedeniyle sosyal hayatım tamamen
durdu. Beş yıldır kimseyle görüşemiyorum. Yalnız, oğlumun tedavisi ve
alışveriş için dışarı çıkabiliyorum ama her zorlukta ebedi alemi
gözümün önüne getiriyorum. Çünkü bu dünyada çekilen her derdin sabrı ve
mükafatı olduğuna inanıyorum” şeklinde konuşuyor.


Doktorlar beş yıl ömür biçti, ancak Acar şu an yedi yaşında

“Ben
ve oğlum Acar, Hz. Hacer ve oğlu Hz. İsmail gibiyiz…” Havva Işık Tepe,
doğuştan engelli oğlu Acar’ı hayata bağlayabilmek için verdiği
mücadeleyi bu sözlerle anlatıyor. Doktorların, “Yalnız karaciğeri
sağlam, yürüyemez, dört yaşında gözlerini kaybeder, beş yaşında bu
dünyadan ayrılır” dediği Acar şimdi yedi yaşında. Havva Hanım,
doktorlar kadar çabuk pes etmemiş ve yedi yıl boyunca İnşirah suresini
dilinden ve kalbinden düşürmeden, Allah’a sığınarak, oğluna bir damla
hayat suyu bulmaya çalışmış. Eşinin akrabası Yeliz altı yıldır Havva
Hanım’ın yanında olan tek insan. Hayatta yapabileceği en güzel hizmetin
Acar’ın yanında bulunmak olduğunu düşünerek ailesini ve eğitimini
bırakıp, Tepe ailesinin evine taşınan genç kız tek destekçileri.
“Yeliz, bedenimin ve ruhumun diğer yarısı” diyor Havva Hanım.

Şimdiler
de Üsküdar Belediyesi Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi’nde haftada
üç gün fizyoterapi ve özel eğitim gören minik Acar, 2000 yılında
dünyaya gelir. Hamilelik döneminde sık sık yapılan kontrollerde
doktorlar bazı problemlerden bahseder, ancak bunların önemsiz olduğunu
söylerler Tepe çiftine. Dokuz ay süren heyecanlı bekleyişin sonunda
doğum gerçekleşir. Allah’ın bir hediyesi olan evladını kucağına almayı
hayal eden ve sabırsızlanan anne, doktorların “Bir oğlunuz oldu ancak
yalnız karaciğeri sağlam, kalbinde ciddi problem var.

Kontrollerde
fark edemedik” sözleriyle yıkılır. Evladı bir kuvözde hayata tutunmaya
çalışmaktadır. Her şeyin Allah’ın takdiri olduğunu bilen acılı anne o
zor günlerde Lokman suresi 34. ayetinden güç alır. “Kıyametin ne zaman
kopacağı bilgisi şüphesiz yalnızca Allah katındadır. O, yağmuru
indirir, rahimlerdekini bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez.
Hiç kimse nerede öleceğini de bilemez. Şüphesiz Allah hakkıyla
bilendir, (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır” ayet-i kerimesi
karanlık günlerinde yolunu aydınlatır. Günler sonra hastaneden
çıktıklarında minik Acar’ın emme-yutma yeteneği yoktur.

Havva
Hanım pes etmez; doktorlardan bebeğin beslenmesi ile ilgili bilgi alır,
hastane hastane dolaşır, oğlunun yaşaması için elinden gelen bütün
çabayı harcar. İstanbul’daki bütün üniversite hastanelerinde yapılan
araştırmalar sonucunda Acar’a beyin felci tanısı konur. Oğlu hiç
iyileşmeyecek, bir ömür boyu kendisine bağlı yaşayacaktır. Havva Hanım
kendini oğlunun yerine koyarak onun her yaptığı hareketi yapmaya
çalışır, onu daha iyi anlayabilmek ve dünyasına girebilmek için onun
gibi yaşamaya başlar. Acar’ın içinde bulunduğu durumu çözebilmek için
oğlu gibi bakar, onun gibi oturur, onun gibi hareket eder. Oğlunun
adeta kulağı, gözü ve dili olur. Beş yıl ömür biçilen minik Acar 5,5
yaşından beri annesinin desteğiyle yürüyebiliyor, yemeğini yiyebiliyor.
Acar’ın bir de dört yaşında erkek kardeşi var. Oldukça sağlıklı bir
çocuk olan Efe, ağabeyi Acar’ı adeta küçük kardeşi gibi koruyor, onunla
oyunlar oynuyor.


“Oğlumu en iyi şekilde yaşatmak anne olarak benim görevim”

Halkla
İlişkiler Uzmanı olan Havva Işık Tepe, Acar’ın doğumundan sonra iki yıl
engelli çocukların annelerine danışmanlık yapar. İkinci oğlu dünyaya
geldikten sonra mesleğini bırakarak, hayatını, biri sağlıklı diğeri
engelli iki oğluna adar. Yoğun tedavi sürecinde maddi sıkıntılar içine
düşünce, iki yıl önce, takı tasarımcısı olan komşusundan takı yapmayı
öğrenir. Havva Hanım iki yıldır bir yandan çocuklarına bakıyor diğer
yandan takı tasarımcılığı yaparak eşine maddi destek olmaya çalışıyor.
İnancını hiç kaybetmediğini, yaşadığı zorlukların kendisini Allah’a
daha da yaklaştırdığını belirten Havva Hanım, “Her zorlukta bir
kolaylık vardır. İnsan hayata nasıl bakarsa hayat ona o şekilde
dönüyor. Bakmasını bilmek lazım” diyor. Çocuğunu kendisinin olduğu için
sevmekten öte Allah’ın emaneti olarak gördüğünü anlatan cefakar anne
şöyle devam ediyor: “Acar bana Allah’ın özel bir emaneti. Ben o emanete
sahip çıkmalıyım. Onun sorumluğu bana verildi. Hz. Hacer gibi evladıma
su bulmalıyım. Allah’ın verdiği ömrü ona en iyi şekilde yaşatmak anne
olarak benim görevim. Biraz içgüdüsel biraz bilgiyle hareket
ediyorum. Acar sayesinde sabretmeyi öğrendim. Allah’a olan inancımı
asla kaybetmedim. Ona dayanarak yola devam ediyorum.”


Engelli çocuklar sosyal hayatın içinde olmalı

Üsküdar
Belediyesi Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi’nde engelli çocukların
sağlığıyla ilgilenen Uz. Fizyoterapist Feyza Uygun Elmas, bu çocukların
bağışıklık sistemlerinin zayıf olduğu için diğer çocuklara göre daha
sık hastalandıklarını söylüyor. Elmas, anne babalara şu uyarılarda
bulunuyor: “Engelli çocukların rehabilitasyonu hayat tarzları haline
gelmeli, ebeveynler sadece götürdükleri rehabilitasyon merkezleriyle
kısıtlı kalmamalı. Çocuklarını sürekli olarak bir fizyoterapist, bir
eğitimci gibi rehabilite etmeliler. Ayrıca bu çocuklara normal
çocuklarmış gibi yaklaşılmalı, fakat normal çocuklardan daha fazla
imtiyazlar tanınmamalı. Anne baba, çocuğu üzülmesin diye sürekli onun
yerine bir şeyler yaparsa, çocuğunu teşvik etmezse çocuk ebeveynlerine
daha fazla bağımlı hale gelir ve birçok şeyi yapabilecek kapasitedeyken
yapamaz olur. Çocuk hiçbir zaman çevreden soyutlanmamalı, normal
çocuklarla kaynaştırılmalıdır. Sosyalleşmesi için girebileceği her
ortama sokulmalıdır.”


Topluma çok görev düşüyor

Engelli
çocuğu olan ebeveynlerin psikolojilerinin diğerlerine oranla daha
hassas olduğuna dikkat çeken Elmas, çevrenin çok duyarlı olması
gerektiğinin altını çiziyor. Elmas, toplumun bu anne baba ve
çocuklarına acıyan gözlerle baktığını belirterek, “Bu çok yanlış bir
davranış. Engelli çocuğun ve anne babasının acınacak bir durumu yok.
Onların desteğe ve anlayışa ihtiyacı var. Bu anne babalara, sürekli
çocuklarıyla ya da çocuklarının problemiyle ilgili sorular
yöneltilmemeli. Engelli çocuklara da normal çocuklarmış gibi
yaklaşılmalı, onlara karşı ne çok katı ne de çok serbest olunmalı.
Birçok insan kendi normal çocuklarının engelli çocuklarla arkadaş
olmalarını, onlarla aynı ortamda bulunmalarını istemez. Çocuklarının
olumsuz etkileneceğini düşünür. Hiçbir zaman onlara vebalı gibi
davranılmamalı. Unutmamalı ki onlar da bir çocuk, onlar da bir yürek,
onlar da bir can” diyor.

__________________


"Hüda zalim kişiyi helak etmek isterse
Kahır sebeplerini kendisine yetiştirir
Bu açık iddia için burhan gerekse
Firavun elinde Cenab-ı Musa'yı yetiştirir"
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://akmenzil.8forum.net
Moderatör
Moderatör
avatar
Teşekkürleri : 0
Yaş : 25
Kayıt tarihi : 18/01/09
Nerden : burdan
Mesaj Sayısı : 1932
Tecrübe Puanı : 9440

MesajKonu: Geri: Engelli çocuk Allahın özel emaneti Cuma Mart 06, 2009 8:15 pm

Allah razı olsun....
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Yönetici
Yönetici
avatar
Teşekkürleri : 25
Yaş : 31
Kayıt tarihi : 24/08/08
Nerden : Gül Diyarından
Mesaj Sayısı : 9415
Tecrübe Puanı : 21543

MesajKonu: Geri: Engelli çocuk Allahın özel emaneti Cuma Mart 06, 2009 8:56 pm

Amin ecmain...

__________________


"Hüda zalim kişiyi helak etmek isterse
Kahır sebeplerini kendisine yetiştirir
Bu açık iddia için burhan gerekse
Firavun elinde Cenab-ı Musa'yı yetiştirir"
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://akmenzil.8forum.net
Süper Moderatör
Süper Moderatör
avatar
Teşekkürleri : 18
Kayıt tarihi : 17/09/08
Nerden : Yozgat
Mesaj Sayısı : 4748
Tecrübe Puanı : 12981

MesajKonu: Geri: Engelli çocuk Allahın özel emaneti Ptsi Mart 09, 2009 10:24 pm

Allah razı olsun kurban çok degerli pylaşım emegine saglık...

__________________


İlahi ente maksudi ve rizaike matlubi

Edeb ile gelen ,Lütuf ile döner


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://akmenzil.8forum.net/forum.htm
Yönetici
Yönetici
avatar
Teşekkürleri : 25
Yaş : 31
Kayıt tarihi : 24/08/08
Nerden : Gül Diyarından
Mesaj Sayısı : 9415
Tecrübe Puanı : 21543

MesajKonu: Geri: Engelli çocuk Allahın özel emaneti Salı Mart 10, 2009 8:01 pm

Amin ecmain...

__________________


"Hüda zalim kişiyi helak etmek isterse
Kahır sebeplerini kendisine yetiştirir
Bu açık iddia için burhan gerekse
Firavun elinde Cenab-ı Musa'yı yetiştirir"
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://akmenzil.8forum.net
Moderatör
Moderatör
avatar
Teşekkürleri : 0
Kayıt tarihi : 12/01/09
Nerden : ERZURUM
Mesaj Sayısı : 3486
Tecrübe Puanı : 9794

MesajKonu: Geri: Engelli çocuk Allahın özel emaneti Cuma Mart 20, 2009 5:05 am

Allah razı olsun
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Müdavim
Müdavim
avatar
Teşekkürleri : 9
Kayıt tarihi : 15/09/08
Nerden : ~~ToPrAkTaN~~
Mesaj Sayısı : 6807
Tecrübe Puanı : 14337

MesajKonu: Geri: Engelli çocuk Allahın özel emaneti C.tesi Mart 21, 2009 2:16 pm

Allah razı olsun Allah yardımcıları olsun inşş,,,
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://akmenzil.8forum.net
Müdavim
Müdavim
avatar
Teşekkürleri : 0
Kayıt tarihi : 20/02/09
Nerden : Almanya
Mesaj Sayısı : 2393
Tecrübe Puanı : 13370

MesajKonu: Geri: Engelli çocuk Allahın özel emaneti Ptsi Mayıs 04, 2009 10:48 pm

:tşk: Allah razı olsun
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.nurmedine.net/
Sponsored content

MesajKonu: Geri: Engelli çocuk Allahın özel emaneti

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Engelli çocuk Allahın özel emaneti

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Menzil Forum :: Semerkand & Radyo & TV :: Semerkand Aile-
SİSTEM BİLGİLERİÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by phpBB2 (subsilver)
Copyright ©2008 - 2011,
Content Relevant URLs by www.akmenzil.net
Kuruluş Tarihi : Paz 24 Ağus. 2008 - 18:30
akmenzil.net sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanızakmenzil@hotmail.com e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Forum kurma | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Suistimalı göstermek | Ücretsiz blog