AnasayfaSSSAramaÜye ListesiGiriş yapKayıt Ol
Kütüphane bölümümüz güncellenmektedir.  "Kadın ve Erkek Eşitliği" konusu tamamlanmıştır.
Bağlantı sorunları nedeniyle Portal sayfası geçici olarak kaldırıldı....
"Program Arşivi" forumuna "Antivirüs Güvenlik" ve "Araçlar" kategorisi açılmıştır.
Son Konular
Konu
Tarih
Yazan
Hakkını vermediğimiz iş yüzümüzü ağartmaz
Evlilikler de Bunalıma Girer
Ahirete İnancımız Ölçüsünde Huzurumuz Olur
Ebedi Hayata Doğmak
ABDEST
TALAK (BOŞANMA)
Gül Sultanım (Yeni Video Klip)
Beş Esas
Meleklere İman
Can Feda Edilecek Dost
Paz Şub. 23, 2014 1:32 pm
Paz Şub. 23, 2014 1:27 pm
Paz Şub. 23, 2014 1:18 pm
Paz Şub. 23, 2014 9:07 am
Paz Şub. 16, 2014 9:17 pm
Paz Şub. 16, 2014 9:09 pm
Paz Ocak 19, 2014 9:15 pm
Perş. Ekim 10, 2013 10:33 pm
Salı Ekim 08, 2013 8:50 pm
Paz Ekim 06, 2013 9:15 am
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
Paylaş|

Sad Bin Ebu Vakkas

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek
YazarMesaj
Müdavim
Müdavim
Teşekkürleri: 9
Kayıt tarihi: 15/09/08
Nerden: ~~ToPrAkTaN~~
Mesaj Sayısı: 6807
Tecrübe Puanı: 10794

MesajKonu: Sad Bin Ebu Vakkas Ptsi Mayıs 18, 2009 8:41 pm

Eshâb-ı kirâmın büyüklerinden. Dünyâda iken Cennetle müjdelenen on sahâbîden biridir. İlk Müslüman olanların yedincisidir. İsmi Sad, künyesi Ebû İshâktır. Babasının adı Mâlik ve künyesi Ebû Vakkastır. Nesebi hem baba tarafından, hem de anne tarafından Peygamber efendimizle (sallallahü aleyhi ve sellem) birleşir. Babası Mâlik bin Üheyb bin Abdi Menaf bin Zühre bin Kilâb-i Kureyşîdir. Annesi, Zühreoğullarından Hamne binti Ebû Süfyândır. Hicretten 30 yıl önce Mekkede doğdu. 675 (H.55) senesinde Medîneye yakın Akik denilen yerde vefât etti.
On yedi yaşındayken hazret-i Ebû Bekrin vâsıtasıyla Müslüman oldu. Müslüman oluş hâdisesi şöyle rivâyet edilir:
Müslüman olmadan önce bir rüyâ görür. Rüyâsında, zifiri bir karanlığın içindeyken, birdenbire her tarafı aydınlatan parlak bir ay doğar. Ayın aydınlattığı yolu tâkip ederken, aynı yolda, Zeyd bin Hârise, hazret-i Ali ve hazret-i Ebû Bekrin önünden ilerlediğini görür. Kendilerine; “Siz ne zaman buraya geldiniz?” diye sorar. Onlar da; “Şimdi.” diye cevap verirler. Gördüğü bu rüyâdan üç gün sonra hazret-i Ebû Bekrin kendisine İslâmiyeti anlatması üzerine, kalbinde İslâmiyete karşı bir sevgi hâsıl oldu. Bunun üzerine hazret-i Ebû Bekr, onu, Peygamberimize (sallallahü aleyhi ve sellem) götürdü. Peygamberimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) huzûrunda îmân edip, Müslüman oldu.
Annesi, oğlunun Müslüman olduğunu duyunca çok sinirlenip, onu İslâm dîninden döndürebilmek için çeşitli yollara başvurdu. Oğlu Sadın kendisine karşı saygısını ve bağlılığını bildiğinden İslâm dîninden döndürebilmek için; “Allahın, sana hısım ve akrabâ ile ilgilenmeyi, anne-babaya dâimâ iyilik etmeyi emrettiğini söyleyen, sen değil misin?” dedi.
Hazret-i Sad da; “Evet!” dedi. Bunun üzerine annesi asıl maksadını bildirmek için şöyle söyledi:
“Yâ Sad! Vallahi, sen Muhammedin getirdiklerini inkâr etmedikçe, ben açlık ve susuzluktan helâk oluncaya kadar ağzıma bir şey almayacağım. Sen de bu yüzden, anne kâtili olarak insanlarca ayıplanacaksın.”
O güne kadar annesinin her isteğine boyun eğmiş, bir dediğini iki etmemişti. Allahü teâlâ ve Resûlüne (sallallahü aleyhi ve sellem) bütün kalbiyle inanmış ve bağlanmış olduğundan bu îmân kuvveti üstün geldi, annesinin isteğini kabul etmedi. Annesinin yiyip içmediğini ve bunda inat ettiğini görünce, şöyle dedi:
“Ey Anne! Senin yüz canın olsa ve her birini İslâmiyeti bırakmam için versen, ben yine dînimden vaz geçmem. Artık ister ye, ister yeme!”
Annesi hazret-i Sadın dînine bağlılığını, îmânındaki sebâtını görünce şaşırdı, çâresiz kaldı. Yemeye ve içmeye tekrar başladı.
Sad bin Ebî Vakkas hazretleriyle annesi arasında geçen bu hâdiseden sonra Allahü teâlâ, evlâdın anne ve babaya hangi hâllerde tâbi olacağını, hangi hâllerde tâbi olmayacağını bildiren Ankebût sûresi sekizinci âyet-i kerîmesini göndererek; “Biz insana, ana ve babasına iyilikte bulunmasını tavsiye ettik. Bununla berâber, hakkında bilgi sâhibi olmadığın (ilâh tanımadığın) bir şeyi bana ortak koşmak için sana emrederlerse, artık onlara (bu hususta) itâat etme! Dönüşünüz ancak banadır. Ben de yaptığınızı (amellerinizin karşılığını) size haber vereceğim.” buyurdu.
İslâmiyetin, ilk yıllarında Müslümanlar müşriklerden çok ezâ ve cefâ görüyorlardı. Hazret-i Sad da çok eziyet çekmişti. Eshâb-ı kirâm ibâdetlerini serbestçe yapamıyorlardı. Hazret-i Sad, ilk Müslüman olan sâhabîlerden birkaçıyla berâber, Mekkede, Ebû Düb denilen bir vâdide namaz kılmaktaydı. Müşriklerin ileri gelenlerinden Ebû Süfyân, birkaç müşrikle birlikte yanlarına gelerek onların namazlarıyla alay etmeye ve kötülemeye başladı. Ebû Süfyân o sırada henüz Müslüman olmamıştı. Bunun üzerine birbirlerine girdiler. Hazret-i Sad, eline geçirdiği bir deve kemiğiyle bir müşriğin başını yardı. Bunu gören diğer müşrikler korkuya kapılıp kaçtılar. Böylece hazret-i Sad, Allah yolunda ilk kâfir kanı döken sahâbî oldu.
Sad bin Ebî Vakkas, Eshâb-ı kirâm arasında en cesur ve kahraman olanlardandır. Eshâb-ı kirâm arasında şecâatta (cesârette), düşmana karşı şiddette en ileri hazret-i Ömer, hazret-i Ali, hazret-i Zübeyr bin Avvâm ve Sad bin Ebî Vakkas hazretleriydi.
Hazret-i Sad, bütün gazâlarda ve birçok seriyye (küçük süvâri müfrezesi)lerde bulundu. Savaşlarda çok kahramanlıkları görüldü. Mekkeli Müslümanların üç bayrağı bulunuyordu. Bunlardan biri kendisine verilmiş, Müslümanların bayraktarlığını yapmıştır. Bedir Harbinde, büyük kahramanlık göstermiş, düşman tarafında bulunan, müşriklerin en başta gelen kumandanı ve en azılı din düşmanlarından olan Sad bin El-Âsı öldürmüştür.
Uhut Harbinde de, Müslümanların sıkışık durumlarında büyük bir metânetle çarpışmış, Peygamberimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) yanından hiç ayrılmayıp, düşmana karşı savaşmıştır. Hazret-i Sad ok atmakta çok mahâretliydi. Her attığı ok isâbet ediyordu. İslâmiyette Allah yolunda ilk ok atan sahâbî olup, okçuların (kemankeşlerin) reisiydi. Uhut Harbinde, 1000den fazla ok attı.Peygamberimiz tarafından büyük iltifatlara ve duâlara mazhar oldu. Peygamberimiz ona, ok atarken; “At yâ Sad! Anam, babam sana fedâ olsun.” diye buyurmuş, her ok atışında; “İlâhî bu senin okundur. Atışını doğrult.” “Allahım sana duâ ettiğinde Sadın duâsını kabul eyle.” diye duâ etmiştir.
Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem, hayâtında “Anam, babam sana fedâ olsun.” diye sâdece hazret-i Sad için duâ etmiş, bunun dışında hiçbir kimseye böyle duâ etmediğini hazret-i Ali bildirmiştir.
Hazret-i Âişe radıyallahü anhâ anlatır: “Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem, gazvelerin birinde, geceleyin Medîneye dönüp geldiğinde; “Ne olurdu, sâlih bir kimse beni korumayı üzerine alsaydı!” buyurdu. Birden bir silâh sesi duyduk. “Bu kimdir?” buyurdu. “Benim, Sad bin Ebî Vakkas.” dedi. Peygamberimiz; “Seni buraya hangi şey getirdi?” yâni, buraya niçin geldin? buyurdu. Hazret-i Sad; “İçimden bir ses, Resûlullah yalnızdır, korkarım ki, din düşmanları Ona bir sıkıntı ve eziyet verirler.” dedi. Bunun için Onu korumaya ve hizmetine geldim. Bunun üzerine Resûlullah ona duâ etti ve uyudu.”
Sad bin Ebî Vakkas hazretleri, birçok birliklere de kumandanlık etmiştir. Peygamberimiz zamânında Hicazda El-Harrar mevkiine gönderilen seriyyeye kumandanlık yapmıştır. Medîne şehrinin emniyetinin sağlanmasında önemli görevlerde bulunmuş, Resûlullah efendimizle (sallallahü aleyhi ve sellem) Buvat Seferine katılmış, bu seferde Peygamberimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) sancağını taşımıştır.
Hudeybiye Antlaşmasında bulunmuş, şâhid olarak anlaşmaya imzâ atmıştır. Hazret-i Ebû Bekir, halîfe seçilince, ilk bîat edenler arasında olmuştur.
Hazret-i Ömer zamânında, Hevâzin bölgesine zekât toplamak için gönderilmişti. Bu sırada İran taraflarındaki olaylar büyüyünce, hem bu olayları önlemek, hem de düşmana ders vermek için bir İslâm ordusu hazırlandı. Bu ordunun başına kimin geçirilmesi gerektiği, yapılan şûrâda görüşüldü. Bâzıları bizzat bu ordunun başına kumandan olarak Halîfe hazret-i Ömerin getirilmesini istiyorlardı. Bir kısmı da bunun çeşitli sebeplerle uygun olmayacağını, başka birisinin kumandanlığa getirilmesini istiyordu. Bu sırada Sad bin Ebî Vakkas hazretlerinin Hevâzinden mektubu geldi. Sad bin Ebî Vakkasın (radıyallahü anh) ismini duyan Eshâb-ı kirâmın hepsi ittifakla hazret-i Ömere; “İşte aradığın kimseyi buldun!” dediler.
Bunun üzerine hazret-i Ömer, Sad bin Ebî Vakkası Medîneye çağırarak, onu İslâm ordularına başkumandan tâyin etti. Meşhûr Kadisiye Meydan Muhârebesini kazandı.
Daha sonra, hazret-i Ömerin emriyle Sâsânî Devletinin başşehri ve İran Kisrâsının bulunduğu Medâyin şehrine hareket edildi. İslâm askerinin Medâyine hareket ettiğini İran Kisrâsı Yezd-i Cürd duyunca, korkudan şehri terk etti. İslâm ordusu Medâyin şehrine kolayca girerek fethetti.
Kadisiye Harbi ve Medâyinin fethinde büyük ganîmet elde edilmiş, Kisrânın sarayları ve hazîneleri Müslümanların eline geçmişti.
Medâyin şehrinin, havasının ve suyunun askerlere iyi gelmediğini anlayan hazret-i Sad, hazret-i Ömere durumu bildirdi. Bunun üzerine hazret-i Ömer, yeni bir şehir tesis edilmesini emretti. Sad da, Kûfe şehrini kurdu ve şehrin ilk vâlisi tâyin edildi. Hazret-i Ömer, şehit olmadan önce, kendisinden sonra yerine geçecek halîfeyi seçmek için, altı kişilik bir şûrâ teşkil edilmesi vasiyetinde bulundu. Bildirmiş olduğu altı kişiden biri de Sad bin Ebî Vakkas hazretleriydi. Eğer Sad, halîfe seçilmezse ona bir vezirlik verilmesini de vasiyet etmişti. Hazret-i Osman halîfe seçilince, hazret-i Ömerin tavsiyesine uyarak, hazret-i Sadı tekrar Kûfe vâliliğine tâyin etti.
Hayâtının sonlarına doğru, Medîneye yakın Akik denilen yerde hastalandı ve orada 675 (H.55) yılında vefât etti. Mübârek cesedi Medîne-i münevvereye götürüldü. Namazını Medîne vâlisi Mervân kıldırdı. Vasiyetine uyularak Bedr Harbinde giymiş olduğu elbisesiyle defnedildi.
Sad bin Ebî Vakkas hazretleri, Cennetle müjdelenen on sahâbîden, Aşere-i mübeşşereden en son vefât edendir.
Hazret-i Sad; heybetli, orta boyda, esmer tenli, cesur, sözü, özü doğru büyük bir zâttı. Çok cömertti. Sâdeliği severdi. Hazret-i Sad, Vedâ Haccından sonra hastalandığında, Peygamber efendimiz kendisini ziyârete gelmişti. Sad hazretleri hastalığı şiddetlendiğinden duâ almak için Peygamberimize; “Yâ Resûlallah! Siz Medîneye döneceksiniz de ben burada ölüp dostlarımdan geriye mi kalacağım?” dedi. Peygamber efendimiz de; “Hayır! Sen bizden geri kalamazsın! Burada kalır da sâlih ameller işlersen, elbette onunla derecen artar, merteben yükselir. Umarım ki, sen uzun zaman yaşayacaksın! Öyle ki, senden birtakım kavimler faydalanacak, birtakımları da mahrum kalacak.” dedi ve; “Yâ Rab! Eshâbımın Mekkeden Medîneye dönüşünü tamamla.” diyerek duâ etti. Bunun üzerine iyileşti, şifâ buldu. Medîneye döndü.
Sad bin Ebî Vakkas hazretleri, Peygamberimize annesi tarafından dayı olurdu. Bunun için Peygamberimiz ona; “Bu benim dayımdır. Böyle bir dayısı olan varsa bana göstersin.” diyerek iltifatlarda bulunurdu.
Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem, yine bir hadîs-i şerîflerinde; “Ebû Bekr Cennettedir, Talhâ Cennettedir, Zübeyr Cennettedir, Abdurrahmân ibni Avf Cennettedir, Sad ibni Ebî Vakkas Cennettedir, Saîd ibni Zeyd Cennettedir, Ebû Ubeyde ibni Cerrâh Cennettedir.” buyurdu.
Sad bin Ebî Vakkas hazretleri 270 hadîs-i şerîf rivâyet etmiştir. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bâzıları şunlardır:
Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem, her namazın ardından muhakkak şöyle duâ ederdi: “Allahım, korkaklıktan, cimrilikten sana sığınıyorum. Rezil bir hayâta düşmekten, dünyânın ve kabrin imtihanından sana sığınıyorum.”
Resûlullaha (sallallahü aleyhi ve sellem) bir bedevî gelerek, benim söyleyebileceğim bir kelime öğret, dedi. Resûlullah efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem; “Allah birdir, Ondan başka hiç bir ilâh yoktur ve Onun ortağı da yoktur. Allah her şeyden yücedir. Bütün hamdların hepsi Allaha mahsustur. Âlemlerin Rabbi olan Allahın şânı ne yücedir. Günahtan kaçmaya kuvvet, ibâdet yapmaya kudret ancak aziz ve hakîm olan Allahın yardımı iledir de.” Bedevî; “Bunlar Rabbim içindir. Ya kendim için ne söyleyeyim?” dedi. Resûl-i ekrem sallallahü aleyhi ve sellem; “Allahım beni
bağışla ve koru. Bana hidâyet ver ve rızıklandır, de.” buyurdu.
Kim müezzinin okuduğu ezânı dinler de tek ve ortağı olmayan Allahtan başka hiçbir ilâhın bulunmadığına, Muhammed aleyhisselâmın Onun kulu ve Resûlü olduğuna şehâdet ederim, Rab olarak Allahı, Peygamber olarak Muhammedi (sallallahü aleyhi ve sellem) ve din olarak İslâmiyeti seçip, râzı oldum, derse günâhları bağışlanır.
Kurân-ı kerîm okurken ağlayın, eğer ağlayamazsanız ağlamaya çalışın.
Kişinin âile fertlerine harcadığı sadakadır. Kişiye âilesine yedirdiği lokmadan muhakkak sevap verilir.”
Duâsının kabul edilmesi için duâ istendiğinde Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem; “Duâ kabul olmak için helâl lokma yiyin.” buyurdu. Sad bin Ebî Vakkas radıyallahü anh, Peygamberimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) duâsını aldığından her duâsı kabul olurdu. Bunun için, Müslümanlar onun duâsını almaya çalışırlardı. Düşmanlar da, her attığı ok isâbet ettiğinden, ondan çok korkarlardı.
Sad bin Ebî Vakkas hazretleri buyurdu ki: “Hayâtımda üç gün ağladım. Bunlardan biri, Resûl-i ekremin (sallallahü aleyhi ve sellem) vefât ettiği zaman; ikincisi hazret-i Osmanın şehit edildiği zaman; üçüncüsü de Hakka sığınırken ağladım.”
Yine buyurdular ki: “Bir kimse gündüz hatim okursa, melekler ona akşama kadar duâ eder. Gece okursa sabaha kadar duâ eder.”


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://akmenzil.8forum.net
Yönetici
Yönetici
Teşekkürleri: 25
Yaş: 28
Kayıt tarihi: 24/08/08
Nerden: Gül Diyarından
Mesaj Sayısı: 9415
Tecrübe Puanı: 18000

MesajKonu: Geri: Sad Bin Ebu Vakkas Perş. Mayıs 21, 2009 2:09 pm

Allah onlardan razı olsun şefaatlerine nail oluruz inşaallah.. Rabbim sendende razı olsun sadakat kardeşim güzeldi.. inşaallah ...

__________________


"Hüda zalim kişiyi helak etmek isterse
Kahır sebeplerini kendisine yetiştirir
Bu açık iddia için burhan gerekse
Firavun elinde Cenab-ı Musa'yı yetiştirir"
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://akmenzil.8forum.net
Müdavim
Müdavim
Teşekkürleri: 9
Kayıt tarihi: 15/09/08
Nerden: ~~ToPrAkTaN~~
Mesaj Sayısı: 6807
Tecrübe Puanı: 10794

MesajKonu: Geri: Sad Bin Ebu Vakkas Perş. Mayıs 21, 2009 5:20 pm

Cümlemizden inş kurban amin,,,
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://akmenzil.8forum.net

Sad Bin Ebu Vakkas

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Menzil Forum ::  ::  :: -
SİSTEM BİLGİLERİÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by phpBB2 (subsilver)
Copyright ©2008 - 2011,
Content Relevant URLs by www.akmenzil.net
Kuruluş Tarihi : Paz 24 Ağus. 2008 - 18:30
akmenzil.net sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanızakmenzil@hotmail.com e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Bedava forum | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Suistimalı göstermek | Blogunuzu yaratın