AnasayfaSSSAramaÜye ListesiGiriş yapKayıt Ol
Kütüphane bölümümüz güncellenmektedir.  "Kadın ve Erkek Eşitliği" konusu tamamlanmıştır.
Bağlantı sorunları nedeniyle Portal sayfası geçici olarak kaldırıldı....
"Program Arşivi" forumuna "Antivirüs Güvenlik" ve "Araçlar" kategorisi açılmıştır.
Son Konular
Konu
Tarih
Yazan
Hakkını vermediğimiz iş yüzümüzü ağartmaz
Evlilikler de Bunalıma Girer
Ahirete İnancımız Ölçüsünde Huzurumuz Olur
Ebedi Hayata Doğmak
ABDEST
TALAK (BOŞANMA)
Gül Sultanım (Yeni Video Klip)
Beş Esas
Meleklere İman
Can Feda Edilecek Dost
Paz Şub. 23, 2014 7:32 pm
Paz Şub. 23, 2014 7:27 pm
Paz Şub. 23, 2014 7:18 pm
Paz Şub. 23, 2014 3:07 pm
Ptsi Şub. 17, 2014 3:17 am
Ptsi Şub. 17, 2014 3:09 am
Ptsi Ocak 20, 2014 3:15 am
Cuma Ekim 11, 2013 4:33 am
Çarş. Ekim 09, 2013 2:50 am
Paz Ekim 06, 2013 3:15 pm
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat

Paylaş|

Değişim Kıskacında İslâmî Dergi

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek
YazarMesaj
Yönetici
Yönetici
avatar
Teşekkürleri : 25
Yaş : 31
Kayıt tarihi : 24/08/08
Nerden : Gül Diyarından
Mesaj Sayısı : 9415
Tecrübe Puanı : 21180

MesajKonu: Değişim Kıskacında İslâmî Dergi Salı Kas. 03, 2009 4:13 am

Değişim Kıskacında İslâmî Dergi
Ali SÖZER • 130. Sayı / KAPAKTAKİLER


Dergiler bir zamanların en popüler kitle iletişim araçlarından biriydi. İki asra yakın bir süre gündemin nabzını tutmuş, hür fikrin bayraktarlığını yapmıştır dergiler. Fakat son yüzyılda iletişim alanında köklü değişiklikler oldu ve dergiler farklı bir işlev yüklendiler.

Önce radyo, sonra televizyon… Bir de hiç durmadan değişen, dönüşen telefon... Ve elbette asrın icadı internet... Bütün bu iletişim araçları günlük hayatımızda büyük bir yer işgal ediyor. Ne yazık ki dergiler artık bir asır önceki rakipsizlikleriyle baş başa değiller. Elli yıl, hatta yirmi yıl önce gördükleri ilgiyi görmüyorlar. Her ne kadar dergilerin sayısı o zamana göre kat be kat artmış da olsa, ulaştığı kitle aynı oranda değil.

Neyi ne kadar söylemek

Aslında azalan ilgi doğrudan dergilerle alakalı değil. İnsanların yazıyla olan irtibatının azalması söz konusu. Evet, artık dergi ve kitapla olan alakamız, dolayısıyla yazıyla olan irtibatımız azalmış durumda. Haberleri radyodan dinliyoruz, televizyondan izliyoruz, internetten okuyoruz. Öğrendiklerimizi bunlardan öğreniyoruz. Beğenerek, ilgiyle takip ettiklerimizi de aynı araçlarda fazlasıyla var. Edebiyat var, tarih var, ilgimizi çeken uzak coğrafyalar var. Hatta hayatın kendisini doğrudan bu iletişim araçları yönlendirmeye başladı. Sadece yönlendirmekle kalmıyor, yirmi dört saatin neredeyse bütününü işgal ediyor. Sonuç olarak da bir şeyler okumaya pek vakit kalmıyor.

İşte bu noktada dergiciliğin üzerinde düşünmek gerekiyor. Özellikle de mesajını önemseyen, geniş kitlelere hitap eden dergiler üzerinde konuşmak, tartışmak ve düşünmek gerekiyor.

Zamanımızda dergilere uzunca vakit ayrılamadığı bir gerçek. Öyleyse yapılması gereken şey, dergilerde ilgi çekici işler yapmak ve ‘ne yapmalıyız ki insanların ilgisini çekebilelim’ sorusundan hareketle çalışmak.

Kitle dergileri, arka planda şu soruları taze tutarak yayın hayatına devam etmeli: “Neyi anlatmalıyız?” “Ne kadar anlatmalıyız?” “Nasıl anlatmalıyız?”

Aslında neyin anlatıldığı, anlatılacağı zamana göre değişiyor. Üzerinde durulması gereken nokta, anlatımın nasıl ve ne kadar olacağı. Bu noktada da üslup öne çıkıyor. Artık günümüzde doğrudan üslubu etkileyen tasarım öne çıkıyor. Çünkü tasarım, -özellikle dergilerde- söz dizmek ve etkili sözler söylemenin yerini almış durumda. Bu yüzden bunun farkında olarak hareket etmek gerekiyor.

Hayata dahil olabilmek

Neyin nasıl anlatıldığı konusu sorunun asıl boyutunu oluşturuyor. Mesela, eğer dinî-tasavvufî etiketli bir dergi çıkarıyorsanız, özellikle derginin içeriği konusunda şöyle bir kanaat oluşuyor: Baştan sona çeşitlendirilmiş vaazlar... Mevzuların bu çeşitlenmiş vaaz diline uyarlanması. Bu düşüncenin ya da beklentinin devamı olarak da, vaaz alanının dışındaki meselelerin böyle dergilerde yer alamayacağı.

Fakat bu düşüncenin tekrar gözden geçirilmesi gerektiği bir gerçek. Bu noktada yapılması gereken ilk şey, konu yelpazesini genişletmek ve hayatın içinden mevzularla okura ulaşmayı denemek. Nitekim İslâm’ın ilgilenmediği alan yoktur. Dinimiz hayatı bütün boyutlarıyla içine alır.

Vaaz sahasına saplanıp kalmak, İslâmî bir derginin sayfalarında söyleyecek sözü olan kişinin bir süre sonra kısır bir döngü içerisine girmesine sebep olur. Zaman içerisinde bu durum hem dergi ekibine hem de okura olumsuz yönde tesir etmeye başlar. Sözün heyecanı ve dikkat çekiciliği kaybolur gider.

Dikkat çekicilik ve üslup doğrultusunda geçmişten alacağımız güzel örnekler vardır. Bizzat Peygamber Efendimiz’in hadislerindeki üslup oldukça çeşitlidir ve kesinlikle doğrudan ders verici (didaktik) değildir. Aynı şekilde asırlardır tesirini ve önemini kaybetmemiş eserler, mesela Mevlâna Hazretlerinin Mesnevi’si ve benzerleri, günlük hayatı ve olayları çeşitlendirerek ve hayattan örnekler vererek anlatan eserlerdir. Öyleyse vaaz çeşitlemesinden kurtulmak için o eserlerden alacağımız dersler var.


  • Muhataba odaklanarak konuşan bir dergi / Sabahattin Aydın Semerkand Dergisi Genel Yayın Yönetmeni

    Dil konusunun dinî yayıncılıkta bir sorun haline gelmesinin temel sebeplerinden biri, farklı anlayış mertebelerine göre uygun dilin seçilememesidir. Özellikle halka dönük dinî yayıncılık bu konuda son derece titiz olmak zorundadır.

    150 binlik satış adediyle tam bir kitle dergisi olan Semerkand nasıl bir dil tercih etmelidir? Eminim bütün dinî dergiler bu soruyu kendilerine sorup bir cevap da veriyorlardır. Biz ise ilke olarak tasavvufî dili uygun buluyoruz.

    Tasavvufî dil nedir? Bu soru, teknik anlamda konuşulması gereken, üzerinde pek çok çalışma yapılabilecek bir alanı işaret eder. Burada kısaca şu kadarını söyleyelim. Tasavvufî dil muhatabına odaklanarak konuşur. Onun bilgi ve kültürü, yaşama biçimi, algı ve anlayışı üzerinden bir söylem kurar. Köylüye harmandan örnek verir, tüccara maldan, kâr-zarar durumlarından... Böylece dinin hayattaki karşılıklarını arar bulur.

    Bu dil çağlar boyunca dinin halka aktarılmasında son derece etkili oldu. Ne var ki yaşadığımız kültürel kırılma ile bu gelenek koptu, bugün yeniden keşfedilmesi ve üretilmesi gerekiyor. Bu kolay değil tabii. Diğer taraftan, bu dil bilginin yanı sıra nisbî olarak “hal” de gerektiriyor. Derunî tecrübe yani. İçselleştirilmiş bir dindarlık...



  • Genele hitap edebilmek için popüler sunumu benimsemek gerekiyor / Derya Comba Şahin Semerkand Aile Dergisi Editörü

    Bu işe başlarken gördük ki işlediği konular itibariyle benzer çizgide olduğumuz dergiler -genelleme yapmakta bir mahzur görmeyeceğimiz derecede- benzer bir üslubu benimsiyor. Uzun metinler, uzun paragraflar, durağan ve son derece kurallı cümleler, “oruç tutmak”, “namaz kılmak”, “anne baba olmak” gibi sonu “–mek, -mak” ile biten başlıklar… Bunda yazar ve editörlerin formasyonları da büyük ölçüde etkili tabii. İlahiyat, edebiyat yahut tarih gibi alanlarda eğitim almış ve okuma alışkanlığı kitaplar ve “ciddi çehreli” dergilere dayanan isimler aktardığı bilgiye verdiği önemi ne yazık ki bilginin sunum şekline veremiyor. Edebi değeri ve kurallara uygun olması bir yazının şekil itibariyle yetkinliği açısından tek ölçüt gibi görülüyor. Ve aynı zamanda, bahsettiğimiz sunum şeklini genelde konu itibariyle “ciddiyetten mahrum” popüler dergilerde görüyor. Haliyle aynı üslubu benimsemek aktardığımız konunun ciddiyetine sanki bir halel getiriyormuş gibi bir düşünce oluşuyor. Oysa biz kendi dergimizde durumun hiç de böyle olmadığını gördük. Dinî ve ailevî konulardan mizaha, haber dosyalarından adab-ı muaşeret yazılarına kadar popüler sunumu benimsedik. Uzun metinler yerine ara başlıklarla bölünmüş, okuyucunun gözünü korkutmayacak parçalı metinlere yer verdik dergimizde. Özellikle kutular ve spotlarla, mizanpajdaki küçük oyunlarla metni olabildiğince böldük. Başlıkları manşet gibi düşünerek, vurucu hale getirdik. Mantığımız, okuyucunun sayfayı çevirirken bile oradan bir şeyler okuyabilmesini sağlamaktı. İlgisini çekecek olursa zaten yazıya devam edebilirdi okuyucu. Belli bir seviyede okuma yazma alışkanlığı edinmiş kitlenin dışında, eğer genele hitap etmek gibi iddialı bir hedefiniz varsa, popüler sunumu benimsemek durumundasınız. Zira şu an rakipleriniz arasında sadece diğer dergiler yahut kitaplar bulunmuyor. Bunlardan daha da güçlü olarak internet, hem radyo, hem tv, hem de basılı yayının, kısaca tüm iletişim sektörünün alternatifi olabilen gücüyle karşınızda duruyor.



  • Yazı yerini hızlı tüketilen ürünlere terk ediyor

    Kimsecikler farkına varmasa da “yazı” da sanılanın aksine, ağır usul uçuyor ve her geçen gün biraz daha uzaklaşıyor dünyamızdan. Onun damara yavaş yavaş karışan ve zihinlere, kalbe inen büyüsü gittikçe hızlanan zamana direnmekte zorlanıyor. Yazı, yerini ve kabuğunu daha hızlı üretilen tüketilen ürünlere bırakıyor.

    Yalnız yazı değil sanatın her alanındaki yoğunluk yerini gündelik ve eğlencelik olana bırakıyor çünkü hayata bakışı ve onu yaşayışı değişiyor insanlığın.

    Edebiyatın, sanatın, kültürün nabzı olan dergiler de tıpkı diğer sanat ürünlerinde olduğu gibi bu değişimden payını alıyor kuşkusuz. Kapaksız ve renksiz çıkan fikir, kültür edebiyat dergileri artık parlak kağıtlara hem de renkli olarak basılıyor, üstelik dergilerde yayımlanan yazıların, şiirlerin çoğu resimli.

    Okurun seviyesine inerek ona resimli, renkli; yolculuklarda, çay ocaklarında dalgın dalgın sayfaları çevrilecek “layt kola” tadında ya da “çerezlik” yayın yapan dergiler, hatta bu maksatla yazılan kitaplar olduğu gibi değişimin ve sorumluluğunun farkında olan dergiler, yayınevleri de mutlaka var.

    Hayatın, dünyanın karşısında sürekli yer değiştiren bir medeniyet anlayışının içinde sabit kalarak tükenmek ya da direnmeye çalışmak yerine yeni tedbirler alarak “dergi” faaliyetine devam edilmeli. Aksi taktirde “dergicilik” önce modern zamana ayak uyduramayan, “kaybolmaya yüz tutmuş el sanatları” türünden bir nostalji malzemesi haline gelecek, sonra da vakıflar dernekler tarafından yaşatılan bir gelenek olarak bizden sonraki nesillere kalacak.

    Günümüzde dergilerin bir fikrin kalesi olabilmesi ya da hem yazara hem okura mektep olabilmesi, böylelikle “dergi” vazifesi yapabilmesi için “dergicilik” anlayışında kesinlikle yeni arayışlar ve çözümler gerekiyor.

    Bilhassa son yıllarda edebi türlerin kendi içinde sınıflara ayrılması, dergilerin sınıflandırılması biraz da bu değişim sebebiyle “yazı”dan yana alınmış tavırlar gibi görünüyor.



__________________


"Hüda zalim kişiyi helak etmek isterse
Kahır sebeplerini kendisine yetiştirir
Bu açık iddia için burhan gerekse
Firavun elinde Cenab-ı Musa'yı yetiştirir"
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://akmenzil.8forum.net
Yönetici Yardımcı
Yönetici Yardımcı
avatar
Teşekkürleri : 15
Yaş : 43
Kayıt tarihi : 12/07/09
Nerden : amasya
Mesaj Sayısı : 1356
Tecrübe Puanı : 11173

MesajKonu: Geri: Değişim Kıskacında İslâmî Dergi Salı Ara. 22, 2009 3:49 pm

evet, dergiler hem yazarları hem de okuyucaları için bir mekteptir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör

Değişim Kıskacında İslâmî Dergi

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Menzil Forum :: Semerkand & Radyo & TV :: Semerkand Dergisi-
SİSTEM BİLGİLERİÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by phpBB2 (subsilver)
Copyright ©2008 - 2011,
Content Relevant URLs by www.akmenzil.net
Kuruluş Tarihi : Paz 24 Ağus. 2008 - 18:30
akmenzil.net sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanızakmenzil@hotmail.com e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Yeni bir forum kurmak | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Suistimalı göstermek | Ücretsiz blogunuzu yaratın