AnasayfaSSSAramaÜye ListesiGiriş yapKayıt Ol
Kütüphane bölümümüz güncellenmektedir.  "Kadın ve Erkek Eşitliği" konusu tamamlanmıştır.
Bağlantı sorunları nedeniyle Portal sayfası geçici olarak kaldırıldı....
"Program Arşivi" forumuna "Antivirüs Güvenlik" ve "Araçlar" kategorisi açılmıştır.
Son Konular
Konu
Tarih
Yazan
Hakkını vermediğimiz iş yüzümüzü ağartmaz
Evlilikler de Bunalıma Girer
Ahirete İnancımız Ölçüsünde Huzurumuz Olur
Ebedi Hayata Doğmak
ABDEST
TALAK (BOŞANMA)
Gül Sultanım (Yeni Video Klip)
Beş Esas
Meleklere İman
Can Feda Edilecek Dost
Paz Şub. 23, 2014 7:32 pm
Paz Şub. 23, 2014 7:27 pm
Paz Şub. 23, 2014 7:18 pm
Paz Şub. 23, 2014 3:07 pm
Ptsi Şub. 17, 2014 3:17 am
Ptsi Şub. 17, 2014 3:09 am
Ptsi Ocak 20, 2014 3:15 am
Cuma Ekim 11, 2013 4:33 am
Çarş. Ekim 09, 2013 2:50 am
Paz Ekim 06, 2013 3:15 pm
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat

Paylaş|

FETVA

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek
YazarMesaj
Yönetici
Yönetici
avatar
Teşekkürleri : 25
Yaş : 31
Kayıt tarihi : 24/08/08
Nerden : Gül Diyarından
Mesaj Sayısı : 9415
Tecrübe Puanı : 21603

MesajKonu: FETVA Çarş. Mayıs 26, 2010 4:03 am

14. HADİS FETVA HAKKINDA

١٤ اَﺟْﺮَؤُﻛُﻢْ ﻋَﻠَﻰ اﻟْﻔُﺘْﻴَﺎ اَﺟْﺮَؤُﻛُﻢْ ﻋَﻠَﻰ اﻟﻨَّﺎرِ ﴿دارﻣﻰ٠ج﴾


14 - Sizin fetva vermeye en cür'etli olanınız, ateşe atılmaya en cür'etkâr olanınızdır.

İzah : Dinî meselelerin hükümlerini beyan hususunda müteenniyâne hareket etmelidir. Bunları bilmedikçe fetva vermeğe, bu hususta yazı yazıp neşriyatta bulunmaya cür'et göstermemelidir.

Malûm olduğu üzere bir meseleyi öğrenmek için soran kimseye "Sâil", "Müsteftî" denir. O meselenin hükmünü beyan ile cevap veren zata da "Müftî" denir. Verilen cevab da "Fetvâ" namını alır. Bu hususta riayet edilme
si lâzım gelen bir takım şartlar vardır. Ezcümle bir kimse meseleyi mücerret öğrenip muktezasiyle amel etmek için sormalıdır, yoksa haksız yere başkaları aleyhinde kullanmak, başkalarının cehaletini teşhir etmek veya her hangi lüzumsuz bir münakaşay küşaayiş vermek için sormamalıdır.

Sorulan suale cevap verecek zata gelince: bunun uhdesine düşen vecibeler pek ağırdır. Bu zat indillâh pek mes'uliyetli bir vaziyette bulunmuş olabilir. Çünkü sorulan şeyin cevabı hakkında şer'î bir esasa istinad etmeden, husustaki dinî hükümlere lâyıkiyle muttâli olmadan cevap vermek din namına büyük bir cür'ettir, şeriati islâmiye namına bir iftiradır. Şer'î hükümlere karşı lâubâliyane bir harekettir, müslümanların mukaddesatına karşı bir tecavüzdür.

Artık insana lâzımdır ki, kendisine lâzım olan şeylerle uğraşsın, bir şeyi güzelce bilmedikçe ona dair bir söz söylemekten çekinsin, sonra kendisini mânevî mes'uliyetten kurtaramaz.

Hayfaki zamanımızda bu mühim esasa riayet edenler pek az görülüyor. Bir takım kimseler dinî ilimlere vukufları hiç olmadığı veya pek az olduğu halde mühim şer'î meseleler hakkında yazı yazmaktan, mütalâa serdetmekten, müçtehidâne bir tavır takınmaktan kendilerini alamıyorlar. Kendi kuruntularına muhalif beyanatta bulunanları techile cür'et göstermekten sıkılmıyorlar. Halbuki vaktiyle pek çok malûmatlı zatlar, dinî ilimlerde pek ziyade ihataları olduğu halde yine içtihada cüret edememişler, kendi namlarına fetva vermeye cesaret gösterememişler, beynelmüslimin âmmenin kabulüne mazhar olmuş bulunan bir mezhep sahibinin, meselâ: İmam-ı Azamın veya İmam-ı Mâlik'in içtihadı veçhile amel etmişler, sorulan meseleler hakkında da bu gibi büyük müçtehitlerden mevsukan riayet edilegelmiş olan cevaplar dairesinde fetva vermişler ve fetvalarında bu ciheti tasrihte de bulunmuşlardır.

Hatta böyle muteber bir mezhep sahibinden bir hâdise hakkında sarih bir cevap elde edemeyen ve müctehidin vaz'etmiş olduğu usul ve fürua tatbikan ahkâm istinbatına muktedir bulunan yüksek seviyedeki âlimler bile kendi tabi oldukları müctehidin iltizam etmiş olduğu kavait ve usule riayet ederek onlara tatbikan cevap vermek ihtiyatında bulunmuşlardır. Bu dereceyi hâiz bulunmayan sair âlimlerin vazifeleri ise tâbi oldukları mezhepte muhtar ve mültezem olan fetvaları nakil ve hikâye etmekten, hâdiseler hakkında o veçhile cevap vermekten ibarettir.

İşte içtihada, istinbata muktedir olmayan her müftînin vazifesi bundan başka değildir. Bu halde müftîler, tabi oldukları mezhepteki akvâl-i içtihâdiyeyi nâkl bulunmaktadırlar.

Binaenaleyh bunların bu hususta da riayet etmeleri gereken bir takım usûl vardır.

Meselâ : Hanefî mezhebinde bulunan bir müftî, kendisine sorulan bir mesele hakkında İmam-ı Âzamdan zâhir-ürrivaye denilen kitaplarda birinde münderiç bulunan cevabı ne ise onu hikâye eder. Bu bapta İmam-ı Âzam'dan bir nakil mevcut değilse İmam-ı Ebu Yusuf'un kavliyle fetva verir, ondan da bir nakil bulunmazsa İmam Muhammedin kavli fetva verir ve gayet bu eimme-i kiramdan birinin kavli asrın maslahatına daha muvafık olmak üzere ulemâ-i islâmiye tarafından tercih edilmiş bulunursa ona göre fetva vermesi lâzım gelir.

İşte bu meşruhtan da anlaşılıyor ki fetva; dinî meseleler hakkında hüküm vermek dinen pek mühim bir keyfiyettir. Buna herkesin cür'et etmesi sahih değildir. Böyle bir hareket din ile telâub demektir.

Vakıa müslümanlarca emr' bilma'ruf, nehy anil' münker, hakkı beyan bir vazifedir.

Fakat bu vazifenin ifası bir takım şartlar ile mukayettir. Bu şartları haiz olmayanlar, bu vazifeyi yapmaya selâhiyetdar olamazlar.

Meselâ : Bir ictimaî heyet efradı; tıbbı, riyazî, edebî, felsefî ilimler ile az çok alâkadar bulunurlar. Fakat mücerret bu alâkadan dolayı , bilgisi, ihtisası olmayan bir fert kalkar da tıbba veya rizaziyeye veya emsâline dair meselelerden bahseder, hükümler verirse, haddini tecavüz etmiş, kendi cehaletini teşhir etmiş olmaz mı? Bunun içindir ki; kâfi derecede bilgisi olmayan kimselerin bu mevzulara karıştıkları pek nadir görülmektedir. Ya dinî ilimler bunlardan daha kolay mıdır? Muhtelif tasniflere tabi tutulan binlerce dakik, umumî meseleleri, kaideleri, hükümleri ihtiva eden dinî ilimlerde kâfi derecede bilgisi, mümaresesi bulunmayan zatların artık kalkıp da bu ilimler namına söz söylemeye nasıl selâhiyetleri olabilir? Bunun mânevî, uhrevî mes'uliyetini düşünmek icap etmez mi?

"Çeşme-î insaf gibi âkile mizan olmaz"

"Kişi noksanını bilmek gibi irfan olmaz"

__________________


"Hüda zalim kişiyi helak etmek isterse
Kahır sebeplerini kendisine yetiştirir
Bu açık iddia için burhan gerekse
Firavun elinde Cenab-ı Musa'yı yetiştirir"
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://akmenzil.8forum.net
Moderatör
Moderatör
avatar
Teşekkürleri : 39
Yaş : 40
Kayıt tarihi : 16/09/09
Nerden : isvec
Mesaj Sayısı : 2453
Tecrübe Puanı : 13430

MesajKonu: Geri: FETVA Çarş. Mayıs 26, 2010 6:06 pm

Sizin fetva vermeye en cür'etli olanınız, ateşe atılmaya en cür'etkâr olanınızdır.

ilk defa duydugumuz bir hadis.. Allah razı olsun

bu hadisi de okuyunca insan alim bile olsa fetva vermeye korkar..

__________________


MENZIL SUFISI:
http://menzilsufisi.wordpress.com/
SUFISMEN:
http://sufismen.wordpress.com/
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Misafir
Misafir
avatar

MesajKonu: Geri: FETVA Salı Haz. 08, 2010 3:54 pm

Allah razı olsun :G :G
Sayfa başına dön Aşağa gitmek

FETVA

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Menzil Forum :: Yaşam :: Kütüphane :: Beşyüz Hadis-
SİSTEM BİLGİLERİÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by phpBB2 (subsilver)
Copyright ©2008 - 2011,
Content Relevant URLs by www.akmenzil.net
Kuruluş Tarihi : Paz 24 Ağus. 2008 - 18:30
akmenzil.net sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanızakmenzil@hotmail.com e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Yetkinforum.com | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Suistimalı göstermek | Ücretsiz blog