AnasayfaSSSAramaÜye ListesiGiriş yapKayıt Ol
Kütüphane bölümümüz güncellenmektedir.  "Kadın ve Erkek Eşitliği" konusu tamamlanmıştır.
Bağlantı sorunları nedeniyle Portal sayfası geçici olarak kaldırıldı....
"Program Arşivi" forumuna "Antivirüs Güvenlik" ve "Araçlar" kategorisi açılmıştır.
Son Konular
Konu
Tarih
Yazan
Hakkını vermediğimiz iş yüzümüzü ağartmaz
Evlilikler de Bunalıma Girer
Ahirete İnancımız Ölçüsünde Huzurumuz Olur
Ebedi Hayata Doğmak
ABDEST
TALAK (BOŞANMA)
Gül Sultanım (Yeni Video Klip)
Beş Esas
Meleklere İman
Can Feda Edilecek Dost
Paz Şub. 23, 2014 7:32 pm
Paz Şub. 23, 2014 7:27 pm
Paz Şub. 23, 2014 7:18 pm
Paz Şub. 23, 2014 3:07 pm
Ptsi Şub. 17, 2014 3:17 am
Ptsi Şub. 17, 2014 3:09 am
Ptsi Ocak 20, 2014 3:15 am
Cuma Ekim 11, 2013 4:33 am
Çarş. Ekim 09, 2013 2:50 am
Paz Ekim 06, 2013 3:15 pm
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat

Paylaş|

Tedbir dua ve Fetih

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek
YazarMesaj
Yönetici
Yönetici
Teşekkürleri : 25
Yaş : 30
Kayıt tarihi : 24/08/08
Nerden : Gül Diyarından
Mesaj Sayısı : 9415
Tecrübe Puanı : 20721

MesajKonu: Tedbir dua ve Fetih C.tesi Mayıs 29, 2010 5:20 am

Tedbir dua ve
Fetih
-- Sadık Ilgaz --

İstanbul Fatihi Sultan II.Mehmet, Osmanlı tahtına ikinci kez çıktığında (16 şubat 1451) henüz 19 yaşındaydı. 12 yaşında tahta ilk çıkışında en büyük hedefi o günkü adı Konstantinpolis olan İstahbul'u almaktı. Zira İstanbul, hem doğu ve batı arasında son derece önemli bir konuma sahipti hemde fethedene Nebevi müjde vardı. İstanbul fethedildi ve bu fetih daima tedbir ve duanın gücünü hatırlatır.

Bir sur ki geçit vermez

İstanbul, tarihte birçok güçlü devlet ve ünlü komutan tarafından sayısız kez kuşatılmış, fakat hiçbirisi istanbul'u almaya güç yetirememişti. Bunun en temel nedeni Bizans'ın güçlü bir devlet oluşu kadar, İstanbul'u koruyan yüksek ve kalın surlardı. Her ne yapılırsa yapılsın, bu surlar aşılmadıkça, İstanbul'un düşmesi mümkün değildi.

Fakat önceki kuşatmalara nazaran, bu kez durum farklıydı, Osmanlı'nın genç sultanı II. Mehmed'in azim ve kararı bu kez imkansız görüneni mümkün kılıyordu.

Diğer taraftan Bizans eski gücünde değildi. Hem Osmanlı Avrupa ve Anadolu'dan Bizans'ın dört bir tarafını kuşatmıştı, hem de Bizans'a yardıma gelebilecek birçok Avrupalı devlet o esnada başka devletlerle savaştaydı. Bu durum, tarihin gördüğü en büyük askerî dehalardan biri olan II. Mehmet açısından kaçırılmayacak bir fırsattı,

Önce tedbir

Sonradan "Fatih" olarak anılacak olan II, Mehmet ilk olarak haritalar eşliğinde olası bir kuşatmada neler yapılabileceğine dair planlar yapmaya başladı. Fakat her ne olursa olsun, Bizans'ın güçlü surları aşılmaksızın fetih zordu. Bu amaçla, Bizans ordusunda bulunan Urban adlı bir Macar mühendis Edirne'ye getirtildi, Urban gerek Bizans'ın içinde bulunduğu durumu, gerekse surların yapısını çok iyi biliyordu. Padişah, bu mühendise Bizans'ın kıymet bilmezliğinin aksine iltifat ve ihsanda bulunmuş, düşünülen büyüklükteki topları döküp dökemeyeceğini sormuştu. Urban ise Babil surları kadar sağlam olsalar dahi surları yıkmaya muktedir olacak çapta havan topları yapabileceğini belirterek padişahı rahatlatmıştı.

Önce silah, gerekli teçhizat... Tez elden gülleler ve havan toplarının yapımına başlandı. Padişah ilk üretilen topların denenmesine bizzat şahit oldu. Sonuçlar öylesine başarılıydı ki, tarih kitaplarının yazdığına göre deneme sırasında atılan bir top nedeniyle korkunç bir ses çıkmış ve Edirne'de camı kırılmadık tek bir ev dahi kalmamıştı.

Planın diğer aşamalarında ise İslam ordusunun nereden, nasıl, ne kadar asker ve silahla hücum edeceği, Bizans'a deniz yoluyla gelecek yardımların nasıl önleneceğini de dahil birçok detaylı çalışma vardı.

Fetih için ilk teşebbüs

1452 yılında fetih için ilk büyük teşebbüse girişildi. Savaş için hazırlanmış 30 gemi ve nakil vasıtalarından oluşan bir deniz filosu Marmara'dan Boğaz'a gönderildi. Padişah da maiyetindeki vezirler ve komutanlarla beraber İstanbul önlerine geldi.

Osmanlı'nın bu teşebbüsü Bizans'ta telaşa sebep olmakla birlikte, Bizans yönetimi ve halkında gizli bir rahatlık da vardı. Zira Bizanslılar aşılamayacağına inandıkları surlarıyla birlikte, Hıristiyan aleminin en büyük kilisesi Ayasofya'nın nedeniyle Allah'ın kendilerini koruyacağına, şehrin, hristiyanlara ilahî bir hediye olduğuna inanıyorlardı, Osmanlılar ise, Bizanslıların ne düşündüğüyle ilgilenmiyorlar, Hz. Peygamber s.a.v'in "Kostantiniyye mutlaka fetholunacaktır. Onu fetheden asker ne güzel asker, fetheden komutan ne iyi komutandır." müjdesine nail olmak için canla başla fetih için çalışıyorlardı.

Osmanlıların şehir civarına gelişi sonrası yapılan ilk önemli çalışma, kuşatma esnasında Bizans'a Karadeniz vasıtasıyla gelecek yardımların önünü kesmek için Boğaz'ın en dar yerinde Yıldırım Beyazıt tarafından 1393 yılında yaptırılan GüzeceHisar'ın (şimdiki adı Anadoluhisarı) karşısına bir hisar inşa etmek oldu. Bu hisar tamamlanınca Boğaz iki kıyıdan da denetlenebilir duruma geldi ve Osmanlı'nın onay vermediği hiçbir gemi artık ne maksatla olursa olsun Boğaz'dan geçemeyecekti.

Yoğun bir çalışmayla üç ay gibi kısa bir zamanda inşa edilen bu hisara Boğazkesen adı verilmiş ve hisar daha yapılışından itibaren gerekli etkiyi göstermişti. Boğaz'dan izinsiz geçmeye çalışan bir Venedik gemisi tüm ihtarlara rağmen durmayınca hisardan atılan taş güllelerle batırılmış, birkaç gemi de kıyıya çekilmişti.

Böylece Osmanlı Boğaz'a tamamen hakim olmakla birlikte, Bizans'ın ana kaynaklarından birisi olan gümrük gelirlerinin bir kısmına el koymuş oluyordu. Sultan, Firuz Ağa ismindeki bir komutanın kumandan olarak atadığı bu hisara yaklaşık 400 civarında muhafız koyarak diğer planlarını uygulamaya koydu.

'Osmanlı kavuğunu yeğlerim'

Istanbul'daki hazırlıkların sonrası Sultan tekrar Osmanlı'nın o zamanki başkenti Edirne'ye geçerek oradaki hazırlıkları tamamlamaya karar verdi. Kışı burada geçiren Sultan, büyük toplar döktürmeye devam etti. Macar mühendis Urban, Saruca ve Muslihiddin isimli Türk mühendislerle çalıştı, gümüşle karışık devasa tunç toplar döküldü.

Osmanlı'nın bu hazırlıklarından her geçen gün kaygılanan Bizans, durumun ciddiyetini anlayarak Avrupa devletleri nezdinde çeşitli girişimlere başladı, tarihî hasmı olan Papalık'tan dahi yardım istedi. Yardım çağrılarına Venedik ve Cenova olumlu cevap verirken, Papalık ise Ortodoks ve Katolik olarak ikiye bölünmüş, iki farklı kiliseye sahip Hıristiyan alemini birleştirmek için İstanbul'daki elçisi İzidor vasıtasıyla Bizans İmparatoru Konstantin Dragozes'e teklif götürmüş, fakat karşılığında "Katoiiklerle birleşmektense İstanbul'da Türk kavuğu görmeye razıyım" cevabını almıştı.

1453'ün Ocak ayı içinde Fransız askerlerin de bulunduğu 3000 kişiden oluşan iki Cenova kalyonu İstanbul önlerine yanaştı. Bu kuvvetin gelişi Bizans'ta büyük sevince neden oldu. Cenevizli komutana yüksek mevkiler verildi. İstanbul'u müdafaa edecek kara kuvvetlerinin basına da bu komutan geçirildi, Papalık elçisi Kardinal İzidor da son noktada Bizans'ın yenilmemesi İçin askerleri ile şehrin müdafaasında yer alacağını belirtti.

Bizans'ta bu gelişmeler yaşana dursun, Osmanlı ordusu tüm hazırlıklarını tamamlayarak Edirne'den yola çıktı. Rumeli Beylerbeyi Karacabey'in önderliğinde ağır silahlarla donatılmış on bin kişilik bir kafile 1453 Şubat'ının İIk günlerinde Istanbul'a doğru yola koyularak iki ayda Istanbul'a ulaştı. Bu öncü kuvvetin gelmesiyle birlikte, Bizans, şehre giriş çıkış yapılan tüm kapılan kapattı.

Öncü birliklerin ardından İshak Paşa ve İsfendiyaroğlu ismail Bey önderliğindeki Anadolu kuvvetleri de Nisan'ın ilk günü surların karşısındaki yerlerini aldılar. Baltaoğlu Süleyman Bey komutasındaki 300'den fazla savaş gemisi ise Gelibolu üzerinden Boğaz'a giriş yaparak, Dolmabahçe kıyılarında demirledi. 2 Nisan'da son olarak Sultan II. Mehmet geldi ve Topkapı civarında ordugahını kurdu, istanbul'a gelen tüm kuvvetlerin sayısı 200 bine yaklaşıyordu.

Planlamalar gereği ordugahın sağma İshak ve Mahmut Paşa önderliğindeki Anadolu Sipahileri konuşlandı. Solda ise Rumeli askerleri Karacabey komutasında konuşlandılar. Aynı zamanda padişahın kayınpederi olan Zağnos Paşa ise Beyoğlu sırtlarına yerleşerek Galata muhasarasına memur edildi, Galata ve Beyoğlu'ndaki Cenevizlilerin harekatına buradaki kuvvetlerin engel olması düşünülmüştü.

İlk top patladı

Osmanlı ordusunda bu faaliyetler sürerken, Bizanslılar, hristiyanlarca kutsal sayılan Paskalya'yı kutluyorlardı. Osmanlı ordusu taarruz için Paskalya'nın bitmesini bekliyordu. Paskalya'nın sona ermesine yakın ağır silahların şimdiki Bayrampaşa civarina yerleştirilmesiyle tüm hazırlıklar tamamlandı ve Nisan ayının 5. günü İsfendiyaroğlu İsmail Bey, Bizans'a elçi olarak gönderildi. Şehre kan dökmeden girilirse, halkın canına ve malına zarar gelmeyeceği, aksi halde olacaklardan imparatorun sorumlu olacağı imparator Konstantin'e bildirildi. Konstantin, "Mukadderatın önüne geçilemeyeceğini. son Bizans askeri kalana kadar şehri teslim etmeyeceğini, şayet mağlup olursa da şerefiyle ölmekten büyük mutluluk duyacağını" bildirdi. Konstantin'in bu cevabından bir gün sonra, Sultan II, Mehmet'in emriyle ilk top Bizans surlarına atıldı ve tam 53 gün sürecek savaş böylece başladı.

Savunma halindeki Bizans kuvvetleri surların kapılarını kapatmak dışında, Osmanlı taarruzuna karşı çeşitli savunma stratejileri geliştirmişlerdi. Bu amaçla Osmanlı gemilerinin Haliç'e girememesi için Galata Eminönü arasına kalın bir zincir germişlerdi. Venedik, Ceneviz ve Bizans'a ait 26 parçalık gemi filosu da Haliç'te duruyordu, Venedik sefiri Minoto ve askerleri sarayı muhafaza ediyorlardı. Kardinal İzidor Kıbrıs ve Roma Katoliklerinin başında Vlaherna sarayının alt kısmındaki surlarda mevzi almışlardı. Katalonyalı askerler Marmara denizine bakan surlardan sorumluydu. Sarayburnu'ndaki surlara ise Sultan II Mehmet'in amcası olan ve II. Murat ile giriştiği taht mücadelesini kaybedince Bizans'a sığınan şehzade Çelebi Orhan memur edilmişti. Haliç tarafındaki surlar ise Lükcas Notaras komutasındaki Giritli askerlerle tarafından korunuyordu.

Savaşın ilk günlerine Osmanlı topları damgasını vurdu. Bu toplar Bizans surlarında büyük tahribata sebep oluyordu, Sultan II, Mehmet surları sürekli toplarla dövdürüyor, Bizanslılar ise süratle onarıyor ve kapatamadıkları gediklere sığır derileri geriyorlardı, Bu suretle atılan güllelerin boşluğa isabet edip tesirsiz kalmasını amaçlıyorlardı. Padişah, sur içine bir an önce geçmek için her yolu deniyordu. Bu amaçla sur yüksekliğinde ahşap kule de inşa ettirmiş, bu kuleden köprü ile surlara geçilmesi hedeflenmişi. Fakat bu girişim başarılı olamadı.

Lodos yaman esince

Karada bunlar olurken, denizde de büyük bir hareketlilik yaşanıyordu. 24 Nisan Cuma günü Bizans lehine önemli bir gelişme yaşandı, Venedikli Kataneo kumandasında beş düşman gemisi erzak ve silahla dolu olarak Boğaz'a giriş yaptı. Venedik kalyonları Osmanlı kalyonlarından yüksekti ve askerleri zırhlıydı, İki taraf arasında çetin bir mücadele yaşanıyordu. Fakat hava aniden kötüleşip de lodos çıkınca Osmanlı gemileri dağıldı. Venedik kalyonları bu sayede o an gevşetilen zincirleri aşarak Haliç'e girmeyi başardılar.

Sultan II. Mehmet'in Zeytinburnu'nda kızgınlıkla atını denize sürmesine neden olan olayın bu olduğu tarihi kaynaklarda geçmektedir. Çok kızan Sultan, olay sırasında tek gözünü de kaybeden Baltaoğlu Süleyman Bey'i amirallikten azlederek, yerine Hamza Bey'l atadı. Gemilerin karadan Haliç'e indirilmesini istedi. Dolmabahçe koyundan itibaren yağlı kızaklar döşeterek 67 parça gemiyi Kasımpaşa'dan Haliç'e indirtti, akabinde hücum kararı verildi. Çevik davranan Osmanlı denizcileri düşman gemilerinin bir kısmı batırıp gemisine de hakim olarak Haliç'te hakimiyeti ele geçirdiler.

Bu gelişmelerin yaşandığı sırada Bizans imparatoru Konstantin'den sürpriz bir barış teklifi geldi. Elçi göndererek seneden seneye yüksek bir vergi vermek şartıyla kuşatmanın kaldırılmasını istedi. Çandarlı Halil Paşa bu teklifin kabulünü isterken, Akşemseddin, Molla Gürani ve Zağnos Paşalar karşı çıktılar Akşemseddin, Hz, Peygamber s,a,v.'in müjdesini hatırlatarak, İstanbul'un mutlaka müslümanların eline geçeceğini yineledi.

Konstantın'in kar etmeyen entrikası

İlerleyen günlerde tükenmek bilmeyen Osmanlı hücumları Bizans'ın gücünü ve moralini iyice tüketmişti. Surların gerisinde açlık ve susuzluk baş göstermiş, herkes derin bir korkuya kapılmış, kiliseler dua edenlerle dolup taşmıştı. O günlerde beliren şiddetli gök gürültüleri ve yağmur sebebiyle hurafeler yayılmış, kalın bir sis tabakası da çökünce İstanbul'u koruduğuna inanılan meleklerin şehri terk ettiği konuşulmaya başlanmıştı, Vlaherma sarayı yakınında yapılan ayinde mübarek sayılan Meryem Ana tasvirinin yere düşüp çamura bulanması da uğursuzluk sayılmış, felaketin yakın olduğu söylenir olmuştu.

Müslümanlar ise tam tersine moralliydi. 50. günün sonunda isfendiyaroğlu İsmail Bey tekrar Bizans'a elçi olarak gönderildi. Konstantin şehri teslim ederse, kendisine Mora prensliğinin verileceği söylendi. Fakat Konstantin teklifi yine geri çevirdi. Zira düşüncesi farklıydı. Osmanlı ordusu içine gönderdiği casuslar aracılığıyla Macarlar ve İtalyanların şehre yardıma gelmek üzere yolda olduklarını yayıyor, böylece vakit kazanmaya çalışıyordu. Bu gelişme 24 Mayıs'ta yapılması düşünülen büyük taarruzu erteletti, Zira arkadan geleceği düşünülen düşmanlar için müdafaa tertipleri ve planlar yapılmaya başlandı, Fakat birkaç gün sonra iddiaların bir söylentiden ibaret olduğu anlaşılınca Mayıs'ın 28'inde büyük taarruzun yapılacağı ilan edildi.

Bizans'ın sonunun yaklaştığı artık iyiden iyiye hissediliyordu. Bizanslı devlet adamları imparatora bir Venedik gemisi ile şehri terk etmesini bildirdiler. Fakat Konstantin onları korkmamaları, Allah'ın yardımının mutlaka yetişeceği sözleriyle yüreklendirmeye çalıştı. Papazlar da son dakikada gökten inecek bir şövalyenin onları kurtaracağını, Türkler Ayasofya önlerine dahi gelseler, geri dönmek zorunda kalacaklarını anlatıyorlardı.

Ve şehre giriş

Büyük taarruzun ikinci günü olan 29 Mayıs Salı günü Osmanlı askerleri Topkapı-Edirnekapı arasındaki surlardan tırmanarak İslam bayrağını surlara diktiler. Bu esnada bir yeniçeri gizli bir istihkam kapısı keşfetti, bu kapıdan şehre girilmeye başlandı. Büyük çatışmalar yaşanıyordu, imparator Konstantin öldürüldü, cesetler arasında ayağındaki sırma ile işlenmiş iki kartal arması ve erguvan renkli çizmelerinden tanındı. Rumlarla bir olup harbeden Şehzade Orhan da, yeniçerilerin arasına karışıp kendini kaybettirmek istedi ama muvaffak olamadı. Osmanlı askerleri şehre tamamen hakim oldu, Böylece Doğu Roma İmparatorluğu tarihe karıştı.

Galatalı Cenevizliler ivedilikle padişaha heyet gönderip teslim olduklarını söylediler. Zağnos Paşa askerleriyle Galata'ya girdi. Sonrasında Fatih şehre girerek Ayasofya'ya gitti. Orada ilk ezanı okuttu, namazını eda ettikten sonra Allah'a şükürlerde bulundu.

Fetih sonrası üç gün üç gece zafer şenliği yapıldı, Ok meydani'nda ziyafet verildi. Fatih, yirmi gün burada kaldıktan sonra subaşı (belediye başkanı) olarak Karıştıran Süleyman Bey'i tayin ederek, Allah Rasulü s.a.v.'in övgüsüne mazhar olmanın huzuruyla yeni fetih hazırlıkları yapmak üzere Edirne'ye doğru yola çıktı, Kostantiniyye ya da Kostantinopol artık istanbul, Sultan II. Mehmet ise Fatih olmuştu.

Semerkand - Mayıs 2010

__________________


"Hüda zalim kişiyi helak etmek isterse
Kahır sebeplerini kendisine yetiştirir
Bu açık iddia için burhan gerekse
Firavun elinde Cenab-ı Musa'yı yetiştirir"
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://akmenzil.8forum.net
Moderatör
Moderatör
Teşekkürleri : 39
Yaş : 40
Kayıt tarihi : 16/09/09
Nerden : isvec
Mesaj Sayısı : 2453
Tecrübe Puanı : 12548

MesajKonu: Geri: Tedbir dua ve Fetih C.tesi Mayıs 29, 2010 3:59 pm

Gemilerin karadan Haliç'e indirilmesini istedi. Dolmabahçe koyundan itibaren yağlı kızaklar döşeterek 67 parça gemiyi Kasımpaşa'dan Haliç'e indirtti, akabinde hücum kararı verildi. Çevik davranan Osmanlı denizcileri düşman gemilerinin bir kısmı batırıp gemisine de hakim olarak Haliç'te hakimiyeti ele geçirdiler.


dahiyane bir plan.. Dunya tarihinde bir esi benzeri daha yok..


Allah razı olsun

__________________


MENZIL SUFISI:
http://menzilsufisi.wordpress.com/
SUFISMEN:
http://sufismen.wordpress.com/
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör

Tedbir dua ve Fetih

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Menzil Forum :: Semerkand & Radyo & TV :: Semerkand Dergisi-
SİSTEM BİLGİLERİÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by phpBB2 (subsilver)
Copyright ©2008 - 2011,
Content Relevant URLs by www.akmenzil.net
Kuruluş Tarihi : Paz 24 Ağus. 2008 - 18:30
akmenzil.net sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanızakmenzil@hotmail.com e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Forum kurmak | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Suistimalı göstermek | Yetkinblog.com