AnasayfaSSSAramaÜye ListesiGiriş yapKayıt Ol
Kütüphane bölümümüz güncellenmektedir.  "Kadın ve Erkek Eşitliği" konusu tamamlanmıştır.
Bağlantı sorunları nedeniyle Portal sayfası geçici olarak kaldırıldı....
"Program Arşivi" forumuna "Antivirüs Güvenlik" ve "Araçlar" kategorisi açılmıştır.
Son Konular
Konu
Tarih
Yazan
Hakkını vermediğimiz iş yüzümüzü ağartmaz
Evlilikler de Bunalıma Girer
Ahirete İnancımız Ölçüsünde Huzurumuz Olur
Ebedi Hayata Doğmak
ABDEST
TALAK (BOŞANMA)
Gül Sultanım (Yeni Video Klip)
Beş Esas
Meleklere İman
Can Feda Edilecek Dost
Paz Şub. 23, 2014 7:32 pm
Paz Şub. 23, 2014 7:27 pm
Paz Şub. 23, 2014 7:18 pm
Paz Şub. 23, 2014 3:07 pm
Ptsi Şub. 17, 2014 3:17 am
Ptsi Şub. 17, 2014 3:09 am
Ptsi Ocak 20, 2014 3:15 am
Cuma Ekim 11, 2013 4:33 am
Çarş. Ekim 09, 2013 2:50 am
Paz Ekim 06, 2013 3:15 pm
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat

Paylaş|

Kişisel gelişim mi, ruhsal gerilim mi?

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek
YazarMesaj
Moderatör
Moderatör
avatar
Teşekkürleri : 39
Yaş : 40
Kayıt tarihi : 16/09/09
Nerden : isvec
Mesaj Sayısı : 2453
Tecrübe Puanı : 13430

MesajKonu: Kişisel gelişim mi, ruhsal gerilim mi? Salı Ağus. 31, 2010 4:15 pm

Kişisel gelişim mi, ruhsal gerilim mi?

Dünya tarihi açısından kısa sayılmayacak bir süredir, adına modernizm-kapitalizm denilen sistemin etkisi altındayız.

Özünde maddeci, hazcı ve bütünüyle dünyevi olan bu sistem, din ve ideoloji karışımı bir garip terkip gibi duruyor. İnsan ve hayatıyla alakalı her şeye karışan, bunları dönüştüren, yeri geldiğinde kullanan bir yapıdan bahsediyoruz.

Herkesi tüketici ve müşteri derekesine düşüren ve bütünüyle pozitivist(maddeci) olan çağdaş dünya, insanın manevi ihtiyaçlarına da el atmada gecikmedi ve maşallah(!) bu alanda da epey mesafe katetti. Her ihtiyacı paraya ve pazara çevirmekteki baş döndürücü maharet ve sezgisi ile bizlere ?sorunlarımızı aşmamıza yardımcı olması için? yeni, koca bir uğraş ve oyalanma alanı açtı: Kişisel Gelişim Dünyası...

KİŞİSEL GELİŞİM NEDİR?

Tanımlara göre kişisel gelişim; yaşam kalitesini, yaşamın esas unsurları doğrultusunda artıran bir sistemdir. Yaşamın esas unsurları ise; mutluluk, sağlık, maddi refah, güvenlik, iyi ilişkiler, iç huzur, umut, iyi seviyelerde aile ilişkileri olarak tanımlanır. Birey bazı tekniklerle, var olan potansiyelini ortaya çıkarmayı, maksimum düzeyde ve doğru yönde kullanmayı hedefler. Kabiliyetlerini doğru yerde kullanan kişinin, ilgi ve yeteneklerine uygun başarılar sağladığında hem kendine güveninin arttığı, hem iç huzuru yakaladığı, hem de çevresiyle daha iyi ilişkiler kurduğu ve böylece daha mutlu biri olduğu iddia edilir. Ancak, iç huzurun hayatta sağlanan başarılara bağlanması, içte değil de dışarıda aranması, bir hayli dikkat çekicidir.

Bizim inancımızda kişi kendine değil, Allah Tealaya güvenir, dayanır. Ona dayanan kişi ise her türlü zorlukla mücadele edebilir. Arzu ettiklerine kavuşamadığı zaman da, bunun Allah?ın takdiri olduğuna ve ruhsal gelişimi için bunları yaşaması gerektiğine inanır. Müslüman kişinin, dünyada her şeye ulaşma gibi bir lüksü ve dileği olamaz. Çünkü bu dünya hayatı asıl hedef değil, ahiret yurdunun tarlasıdır.

Çağdaş dünyanın temel düşünce zemini Allaha ve Ahiret gününe imana yaslanmaz. Varsa yoksa dünya hayatını mamur etme ve mümkünse 1000 yıl yaşama felsefesine dayanır. Dolayısıyla birey ne isterse elde etmeli, edebilmelidir. Canı neyi çekerse sahip olmalı, bunun için de maddi ve manevi her türlü imkan ve güçle donanmalıdır. Bakış açısı böyle olunca da gelsin Secret, NLP, EFT (Duygusal Özgürleşme Teknikleri), beyin ve özgüven geliştirme teknikleri, olumlu düşünme sanatları, Reiki ve Yoga seansları ve daha neler neler? Metin Eloğlunun o ölümsüz mısralarını hatırlamamak elde değil burada:

İnsan neler için doğuyor da

Neler için yaşayıp

Neler için ölüyor.

MUTLULUK GETİRMİYOR

Kişisel gelişim adı altında vaat edilenler göz kamaştırıcı olsa da elde edilen hep huzursuz, hırslı ve gergin insanlar; yarı-ilah, kibirli, her arzu ve hevesinin peşinde koşturan, mızmız, ulaşılmaz, konuşulmaz, burnundan kıl aldırmaz bireyler oluyor. Hiçbir kişisel gelişim kitabı ya da öğretisinde tevazu, kanaatkarlık, paylaşım, dayanışma, yardımlaşma, nezaket gibi güzel ahlakın unsurları bizatihi tavsiye edilmez, sadece bireysel hedeflere ulaşmadaki katkılarına vurgu yapılır.

İnsanlar sahteliğe, sathiliğe, agresifliğe yönlendirilir ve bunlar öyle yaldızlanıp pazarlanır ki; insan, yaşamanın tek yolunun öyle olmaktan geçtiğine inanır hale gelir. Bakmıyor musunuz yanınıza-yörenize, sokaklardan akan ve kurumlara-plazalara doluşan insanlara. Kişisel olarak gelişmiş bireyler değiller mi yeterince

RUHSAL SÖMÜRÜ DÜZENİ

İnsanı maddi açıdan (mesela film ve reklam endüstrisiyle) sömüren ve aldatan sistem, manevi açıdan da onu bir sığlığa, yokluğa ve açmaza sürüklemektedir. Allaha kulluk yapmaktan kaçınan her sistem ve kişiyi bekler bu sonuç aslında. Böylesi sistem ve yapılar sömürüp kendine esir ararken sürekli, onların boyunduruğuna yakalanan insanlar da manen ve ahlaken yozlaşmaya, çürümeye, alçalmaya mahkum olur kaçınılmaz olarak.
Aslında tüm mesele, insanın kendini bu dünya hayatında nereye konumlandırdığı ile ilgilidir.

Yaşam biçimini Dine dayandırmayan, hayat gayesini itikada bağlamayan her insan bu tehlike ve tuzaklara yakalanma riskiyle karşı karşıyadır. Mesele ciddidir, kişisel gelişim kılıfıyla insanlar dini düşünce, ahlaki seviye ve insani mertebelerden uzaklaştırılmakta, hırs ve şehvetlerin kısır döngüsüne esir edilmektedir. Halbuki, biz Müslümanların edinmesi gereken ahlaki ilke ve yaşam prensipleri Kitap ve Sünnette bellidir, açıktır. Bizim rehber ve mürşidlerimiz ne idüğü belirsiz guru ve yazarlar değil, başta Peygamberimiz ve peygamberler olmak üzere bizden olan tasavuf erenleri, din alimleri ve bilginleridir.

Büyüklerimiz, bugün adına kişisel gelişim denilen konuları, bir gelenek içinde ahlaki bir öğreti olarak kendilerinden sonraki kuşaklara aktarıyorlardı. Fakat çağımızda bu erdemler, Allah?ın emirlerine uygun bir yaşam biçimi olarak değil de, bir imaj olarak öğretiliyor. İbrahim Zeyd Gerçik bu olumsuz gidişatı şöyle değerlendiriyor:

Bu sahayla uğraşan birçok kişi; tarihimiz, edebiyat ve sanatımız, dini algılama biçimlerimiz konusunda derinliğe sahip değil. Medeniyetimizde bu alanda bizi besleyen eser ve kişiler, yeterince tanınmıyor. Bu eserleri tanıyanlar, bunu günümüz kültürel yapısına göre harmanlayamıyor. Bu alanla uğraşan birçok kişinin ise böyle bir derdi yok. Toplumun birçok kesiminde Batı Medeniyeti ve ürünlerine ilişkin eziklik ve yenilmişlik duyguları atılamadığı için batıdan ithal edilen her kavram çabuk müşteri buluyor. Günümüz insanı, sabrederek olgunlaşmaya değil hemen tatmin olmaya yöneliyor.

İbrahim Zeyd Gerçik, başka kültürlerden edinilen bilgi ve izlenimlerin, bizim gibi farklı bir kültüre sahip olanlara aktarılmasında uyum problemleri yaşandığını ifade ediyor. Bunu aşmanın en temel yolunun ise, kendi toplumunun kültürünü inşa eden kaynakların tanınması ve aktarılacak bilginin ahlaki ve psikolojik değer yargılarıyla uyumlu olması durumunda yeniden harmanlanması olduğunu öne sürüyor. Bu anlayışın ise bu işe yönelen kişilerde iki şeyin öne çıkmasıyla mümkün olabileceğini söylüyor: Topluma ve hayata karşı sorumluluk ve kendi tarihine ilişkin aidiyet duygusu. Gerçik, bu iki duyguyu taşıyan kişilerin artmasıyla, sağlam yaklaşım ve tutarlı eserlerin sayısının da artacağını belirtiyor.

GELİŞİM ŞOVMENLERİ SAHADA

İbrahim Zeyd Gerçik, bu çalışmalardan rant elde etme peşinde olanların işini kolaylaştıran durumları ise şöyle yorumluyor: Bunun dört temel nedeni olduğunu düşünüyorum. Birincisi toplumumuzda okuma, araştırma, sorgulama düzeyinin istenilen nitelikte olmaması. Bu durum, toplumun gerçek yetkinlikle sığ olanı birbirinden ayırmasını zorlaştırıyor. İkincisi Türkiyede birçok alanda olduğu gibi eğitim ve danışmanlık alanında da sektörel standartların, kuralların ve denetimin olmaması nedeniyle, alanında yeterli donanıma sahip olmayan bazı kişilerin kendilerini eğitimci ve danışman olarak sunmasını kolaylaştırıyor. Bu ise ehliyetsiz bazı insanların da sahada rahatlıkla hareket etmesine imkan veriyor. Üçüncüsü değer çözülmesiyle ilgili.

Başarı; neyi, nasıl, hangi kalite ve doğrulukta aktardığınıza değil de aldığınız sonuca, kahkaha ve alkışa göre değerlendirilince, eğitimcilerden çok şovmenler sahayı dolduruyor. Eğitirken eğlendirmek tabi ki önemli, yalnız bunun dengesi her zaman korunmuyor. Dördüncüsü ise yayın kuruluşlarının bazı kişileri pazarlama teknikleriyle öne çıkarmasından kaynaklanıyor.

Söze konu olan teknik ve usullerle insanın kendini bulması, düşünce ve zihin berraklığına kavuşması, iç huzuru ve dış dünyayla barışı elde etmesi mümkün değildir. Modern dünya, dini kamusal alandan kovduğu gibi, kişisel ve içsel dünyalardan da tamamen silme peşindedir. Bunu yapmaktadır, çünkü kendi selameti ve bekası için bunu bir gereklilik olarak görmektedir. Ancak Rahmani bir varlık olan insandan dini uzaklaştırdığınızda, onu düşürdüğünüz dereke ve ortaya çıkan ucube ile baş etmenin yolları henüz keşfedilmiş değildir, edilecek gibi de görünmüyor. Eninde sonunda insan, asıl mecrasına ve yatağına dönerek orada akmanın ve kendini gerçekleştirmenin yolunu bulacaktır. Bunun önünü kesebilecek bir sistem ya da gücün, sürekli olması ihtimali de yoktur ki, tarih buna şahittir.

KİŞİSEL GELİŞİM ÇALIŞMALARI NEDEN BU KADAR ARTTI

Bilim ve Sanat Vakfında İletişim Psikolojisi üzerine dersler veren, Yönetim Psikolojisi ve İnsan Kaynakları Yönetimi konusunda kitapları olan İbrahim Zeyd Gerçik, kişisel gelişimle ilgili çalışmaların son dönemlerde artmasını şu sebeplere bağlıyor:

Aile ilişkilerinin zayıflaması.
Kişilerin, problemleri çözme konusunda kendilerine destek olabilecek aile, dostluk ve cemaat ilişkilerini kaybetmesi.
Toplum olarak insanımızın birçoğunda öne çıkan özgüven zayıflığı.
Şahsiyet gelişiminin zayıflaması.
Otoriteyi ve karizmatik liderliği besleyen bir anlayışın kültürümüzde daha fazla öne çıkması.
Kapitalist hayat biçiminin toplumun her kesiminde kendini göstermeye başlaması.
Kişiliğin farklı durumlara göre pazarlanabilir, değiştirilebilir bir gerçeklikmiş gibi sunularak, değerlerden beslenen bir duruştan çok kendimizi nasıl sunduğumuza ilişkin imajın, görüntünün ilişkilerde öne çıkması.
Bir seminerle veya birkaç kitap okuyarak, kişilerin içinde bulundukları hayatı değiştirebilecekleri yanılsamasına inanmaları.
İnsanımızın kanaat, sabır, şükür gibi değerleri zayıfladıkça, içindeki boşluğu kapatacak, hayatını hemen değiştirecek reçeteler aramaya başlaması.
Bazı kişilerin sundukları bazı bilgileri; kültürel farklılıkları, kişisel kapasite ve irade gücünü dikkate almadan kişilerin hayatını değiştirecek mucizevi ve evrensel gerçeklermiş gibi ticari bir zihniyetle topluma sunmaları.

TRAJİKOMİK DURUMLAR

Kişisel gelişimin öğreti ve prensipleri trajikomik durumlar da oluşturuyor. Mizah ustaları bunlardan malzeme olarak çok faydalanıyorlar. 1000 yıllık Anadolu tasavvuf ikliminden habersiz ya da buna burun kıvıran insanlar, dünyanın bir ucuna giderek mesela ağır kokulu Hind mahallerinde kendini arıyor, huzur kovalıyor, insani potansiyellerini açığa çıkarmak istiyorlar. Üstelik bunu yapanlar genelde zengin ve eğitimli kesimler. Yüklü ücretler karşılığında, kerameti kendinden menkul sözüm ona guruların ayakları dibine çömelip seanslara katılıyor, komik ve oldukça basit hareketlerle ruh ve zihin dünyalarına nüfuz etmeye çalışıyorlar. Bazı mizahçılar bunlara Guru Gürültü yakıştırması yapıyorlar. Diğer bir kesim batıya yönelip kükürt kokulu, demir ve çelik yapılar üzerinde yükselen şehirlerde, hikmet ve irfan arayışına giriyor Londrada, Newyorkta, Amsterdamda. Şimdi bu manzaralarla İslam?ın ya da tasavvufun o derin, nurlu ve maksada erdiren öğreti ve amellerini kıyasladığımızda fotoğraf netleşir zaten. Bir taraf insanı maddi ve manevi olarak sömürürken, diğer taraf onu en güzel ahlak (Ahsen-i takvim) burcuna çağırıyor. Ama işiten ve buna icabet eden nerde bu çağda?

KİŞİSEL GELİŞİMİN ACI GERÇEKLERİ

Kişisel gelişim adına yazılmış kitapların geneline bakıldığında aradaki benzerlikler, açıkça görülebilmektedir Birçoğunun da etkisi oldukça kısa süreli ve oyalayıcı olmaktan öteye geçememektedir. Okuyan kişi kısa sürede birçok başarıya imza atacağına inanır ve özgüveni hiç yükselmediği kadar yükselir. Birkaç gün sonra kişinin motivasyon ve özgüven düzeyi eski haline döner. Bu kitaplarla motivasyonunu sürekli canlı tutan ve başaracağına dair aşırı inancı gelişen bazı kişiler de her çabaya rağmen başaramadıklarını görünce, ruhunda acı izler bırakan hayal kırıklıkları yaşabilmekte ve psikolojik sorunlarla yüz yüze gelebilmektedirler. Aslında bunların bir kısmı, yapay bir etkiyle kapasitelerinin ve yetilerinin üstünde amaçlar hedeflemektedirler. Dolayısıyla ne yaparlarsa yapsınlar, o hedeflerine asla ulaşamazlar.

Kişisel gelişimcilerin en temel araçları, olağandışı başarıları yakalayan ve ani çıkışlar yapan kişilerin yaşam öyküleri, mitlerden ve masallardan alınan yaşantılar ile başarı ve motivasyon adına söylenmiş özdeyişlerdir. Gerçek diye yansıtılan birçok öykü ise aslında yaşanmamış, tamamen birer hayal ürünüdür.

SemerkandAile

__________________


MENZIL SUFISI:
http://menzilsufisi.wordpress.com/
SUFISMEN:
http://sufismen.wordpress.com/
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör

Kişisel gelişim mi, ruhsal gerilim mi?

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Menzil Forum :: Semerkand & Radyo & TV :: Semerkand Aile-
SİSTEM BİLGİLERİÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by phpBB2 (subsilver)
Copyright ©2008 - 2011,
Content Relevant URLs by www.akmenzil.net
Kuruluş Tarihi : Paz 24 Ağus. 2008 - 18:30
akmenzil.net sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanızakmenzil@hotmail.com e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Yetkinforum | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Suistimalı göstermek | Kendi blogunuzu yaratın