AnasayfaSSSAramaÜye ListesiGiriş yapKayıt Ol
Kütüphane bölümümüz güncellenmektedir.  "Kadın ve Erkek Eşitliği" konusu tamamlanmıştır.
Bağlantı sorunları nedeniyle Portal sayfası geçici olarak kaldırıldı....
"Program Arşivi" forumuna "Antivirüs Güvenlik" ve "Araçlar" kategorisi açılmıştır.
Son Konular
Konu
Tarih
Yazan
Hakkını vermediğimiz iş yüzümüzü ağartmaz
Evlilikler de Bunalıma Girer
Ahirete İnancımız Ölçüsünde Huzurumuz Olur
Ebedi Hayata Doğmak
ABDEST
TALAK (BOŞANMA)
Gül Sultanım (Yeni Video Klip)
Beş Esas
Meleklere İman
Can Feda Edilecek Dost
Paz Şub. 23, 2014 7:32 pm
Paz Şub. 23, 2014 7:27 pm
Paz Şub. 23, 2014 7:18 pm
Paz Şub. 23, 2014 3:07 pm
Ptsi Şub. 17, 2014 3:17 am
Ptsi Şub. 17, 2014 3:09 am
Ptsi Ocak 20, 2014 3:15 am
Cuma Ekim 11, 2013 4:33 am
Çarş. Ekim 09, 2013 2:50 am
Paz Ekim 06, 2013 3:15 pm
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat

Paylaş|

Din İstismarı

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek
YazarMesaj
Yönetici
Yönetici
avatar
Teşekkürleri : 25
Yaş : 31
Kayıt tarihi : 24/08/08
Nerden : Gül Diyarından
Mesaj Sayısı : 9415
Tecrübe Puanı : 21357

MesajKonu: Din İstismarı Cuma Eyl. 10, 2010 5:31 am

Din İstismarı

Kürşat Salih YAMAN • 139. Sayı / DİĞER YAZILAR


Din istismarcılarının bir kısmı kötü niyet besleyen kimselerden oluşur. Bazıları ise kasıtsız ve bilinçsizce, gafletine yenik düşerek öz dinini kişisel çıkarları doğrultusunda kullanır. Gerek maksatlı gerekse gafletten dolayı olsun, para, makam, itibar, siyaset gibi kaygılara dayanan bu çabalar neticesinde mağdur olan, yine iyi niyetli dindar insanlardır.

İstismar sürekli gündemde olan bir mesele. Basın aracılığıyla sık sık duyuyoruz; çocuk istismarı, kadın istismarı, din istismarı… Görülen o ki, insanı ilgilendiren hemen hemen her şey istismar edilmeye müsait.

Peki nedir istismar?

İstismar sözlük manasıyla işletme, faydalanma, birinin iyi niyetini kötüye kullanma, sömürme... Bu durumda mesela, çocuk ve kadınların güçsüzlüğünden yararlanmak, duygusal içerikli dizilerle ağlamaya meyilli kişilerin duyguları üzerinden reyting elde etmeye çalışmak istismar olduğu gibi, bir takım tarihi şahsiyet veya ideolojilerin adını kullanarak makam mevkisini güçlendirme eğilimine gitmek; hatta çalıştığı kurumun hizmetlerine yönelik olarak kendisine tahsis edilen araç ve edevatı izinsiz şahsi işleri için kullanmak, hepsi birer istismardır. Örnekleri çoğaltmak mümkün.

İstismarın en kötüsü

Bütün bu istismar çeşitleri içinde en yaygın olanlardan biri dinin kişisel çıkarlara alet edilme meselesidir. Bakıldığı zaman din, “bize buradan çok ekmek çıkar” diyen nice kötü niyetli kimseler tarafından asırlar boyu istismar edilegelmiştir.

Din istismarcılarının bir kısmı dediğimiz gibi kötü niyet besleyen kimselerden oluşur. Bazıları ise kasıtsız ve bilinçsizce, gafletine yenik düşerek öz dinini kişisel çıkarları doğrultusunda kullanır. Gerek maksatlı ve bilinçli olsun gerekse gafletten dolayı olsun, para, makam, itibar, siyaset gibi kaygılara dayanan bu çabalar neticesinde mağdur olan, yine iyi niyetli dindar insanlardır.

Din istismarına en çarpıcı haliyle hıristiyanlıkta rastlıyoruz. O kadar ki, Ortaçağ’da yaşamış katolik din adamları halkı kandırıp “endülijans” adı verilen kağıtlar satmaktaydılar. Bu kağıtlar bir tür af belgesi niteliğinde olup halka belli bir ücret karşılığında dağıtılmaktaydı. Onlardan alan kimse Allah tarafından affedildiğine ve cennetten toprak satın aldığına inanırdı.

Bu kimin mi işine yarıyordu? Tabii ki halkın saf duygularını sömürüp bundan kazanç sağlayan papazların. Kandırılmış halk cennetten arsa satın aldık diye sevinirken, papazlar gelirlerine gelir katmakla meşgullerdi.
Halbuki dinimizin bu tarz bir tutum hakkındaki tavrı ne kadar da nettir: “Uyun sizden hiçbir ücret (karşılık, menfaat) istemeyen o zatlara ki, onlar hidayete ermişlerdir.” (Yasin, 21)

Aldatılan kim?

Müslümanlar olarak, zaman zaman kendi kutsallarımızın da iç ve dış mihraklarca istismar edildiğine şahit oluyoruz. Siyasi ve ticari hayatta, basın yayında, eğitim alanında, arkadaşlık ilişkilerinde, kısaca kazanç getireceği düşünülen her yerde mukaddes değerlerimiz üzerinden prim yapma eğiliminde olanlar azımsanmayacak kadar çok.

Özellikle menfaatleri uğruna kılıktan kılığa girebilen bir takım çıkar gruplarının, dine mesafeli oldukları bilindiği halde yeri geldiğinde din üzerinden menfaat devşirme çabaları, böylece Allah’ı ve müslümanları aldattıklarını sanmaları doğrusu şaşırtıcıdır. Ne var ki onlar bu davranışlarıyla kendilerini aldattıklarından habersizdirler.

Böylelerini Cenab-ı Hak; “İnsanlardan bazıları da vardır ki, inanmadıkları halde ‘Allah’a ve ahiret gününe inandık’ derler.

Onlar (kendi akıllarınca) güya Allah’ı ve müminleri aldatırlar. Halbuki onlar ancak kendilerini aldatırlar ve bunun farkında değillerdir.” (Bakara, 9-10) ayetiyle haber verir.

Hizmet ve istismar

Din istismarı ne yazık ki sadece dinle münasebetleri uzak kişilerin ihtiyaç hissettiklerinde başvurdukları bir şey değil. Zaman zaman kendi kardeşlerimiz de bu tuzağa düşebiliyor. Mesela Allah’ın adını anarak verdiği söze sadık olmuyor, ticaretinde kolaylık için samimi müslüman kimliğini öne çıkartabiliyor, Allah için yapılan bir hizmette kendisine verilen görevi kişisel iktidar ve çıkarları için kullanabiliyor.

Böyleleri hakkında Gavs-ı Sâni hazretlerinin k.s. şu sözü çok manidardır: “Allah yolunda yapılan hizmette kendi çıkarlarını gözeten bir kimse cehennemdeki yerini hazırlıyor demektir.”

Bu yöntemle çıkar sağlamaya çalışmak, itibar edinmeyi düşünmek, dine hizmet karşılığında dünyalık talep etmek olur ki, müslüman kişiye yakışmaz. Deylemî’nin naklettiğine göre denilmiştir ki:

Cenab-ı Hak Hz. Adem a.s.’a 1000 meslek öğretmiş, sonra şöyle buyurmuştur: “(Ey Adem) çocuklarına ve zürriyetine de ki: Eğer dünyalık bir şey istiyorlarsa bu mesleklerle elde etmeye çalışsınlar. Dini kullanarak dünyalık sağlama yoluna gitmesinler. Çünkü din sadece bana aittir. Din karşılığında dünyalık talep eden kimseye yazıklar olsun, yazıklar!”

Modern teknolojide istismar

Belki hatırlarsınız, bir zamanlar rüyasında Peygamber Efendimiz’i gördüğünü, O’ndan bir takım mesajlar aldığını iddia edip, altına da: “Allah rızası için bu yazıyı şu kadar kişiye ulaştırın, yoksa işiniz rast gitmez, başınız beladan kurtulmaz.” diye not düşülmüş fotokopiler dağıtılırdı. Başına bir felaket gelmesinden korkan saf kalpli müslümanlar da bu fotokopiyi çoğaltıp başkalarına dağıtırlardı.

Bu kadar karikatürize bir örnek şaşırtıcı gelebilir. Ama istismarın şaka gibi bir boyutunu oluşturan bu tür tuhaflıklar günümüzde sona ermiş değil, sadece kabuk değiştirdi. Eskiden kağıtlar çoğaltılıp dağıtılıyordu, şimdi bu tür mesaj ve elektronik postalar...

Bunlar niye yapılır? Bazı bilişim uzmanları bu tarz elektronik iletilerin son derece başarılı bir kişisel mail adresi toplama yöntemi olduğunu söylüyor. Birtakım kişiler kuruluşlar uygun bilgisayar yazılımlarını kullanarak bu yolla topladıkları mail adreslerini reklam gönderileri için kullanıyorlar.

Burada kimlerin niçin böyle bir yola başvurduklarını sorgulamak ayrı bir mevzu. Ancak bir gerçek var ki bu tür mesajlar müslümanların dinî duygularını suistimal etmenin ötesinde onları aldatmakta, inançlarıyla adeta dalga geçmekte.

Ne şekilde olursa olsun manevi duyguları kullanarak insanları kişisel çıkar ya da tatmin için yönlendirmek ve yönetmek bir tür şantaj ve çirkin bir istismardır. Burada Peygamberimizin “Bizi aldatan bizden değildir.” uyarısını hatırlamakta yarar var.

Siyasette din

Din, politik çevrelerde de çokça istismar edilmiş, çağlar boyu siyasi meşruiyet aracı olarak ya da iktidara giden yolda kitleleri etkilemek için kullanılmış, hâlâ da kullanılmaktadır.

Halkı aldatmayı politikanın bir gereği olarak gören kimilerinin yanı sıra, yüzü bizim mahalleye dönük siyasetçiler de yıllar yılı dinî söylemlerle oy toplamanın, iktidara gelmenin kavgasını verdiler. İçlerinden kantarın topuzunu kaçırıp, oy verilen parti ile iman arasında doğrudan ilişki kuranlar dahi görüldü.

Basın yayında istismar

Basın-yayın camiasında da iş siyasetten farklı değil. Günümüzde özellikle İslâmî yayınların piyasaya sürülmesi noktasında hummalı bir çalışma var. İşini samimiyetle, hassasiyetle yapanlara elbette kimsenin bir diyeceği olamaz. Onların hizmetini Allah karşılıksız bırakmaz, insan vicdanı da anlar. Bir de sadece ticarî kaygılarla, nalına mıhına bakmadan dinî yayıncılık yapılıyor ki, Allah müslümanları muhafaza buyursun.

Bu tarz yayıncılığın samimiyetini yaptıkları işe verdikleri önemden üç aşağı beş yukarı anlamak mümkün. Allah’ın dinine kimin hizmet, kimin menfaat penceresinden baktığı az çok ayırt ediliyor. İstatistiklere göre ülkemizde yayınlanan her 10 kitaptan 8’i dinî olmasına rağmen toplumun dinle münasebetinin bu kadar arızalı olmasının sebebini biraz da bu hoyratlığın bereketsizliğinde aramalı.

Bu arada, on bir ay boyunca müslümanların aleyhinde atıp tutan kimi yayın organlarının Ramazan ayı geldiğinde en ucuzundan din sayfaları yapmaları, dinî içerikli promosyonlara abanmaları mümin ferasetiyle değerlendirilmelidir.

Ticarette din istismarı

Günümüzde dinimizin mukaddeslerinin pazarlama aracına dönüştüğü de bir vakıa. Bunun en hafifi işyerine müşteri çekmek amacıyla dinî içerikli levhalar asmakla başlıyor, satışta yemine, müslümanların ilgisini çekmek için şirketine veya ürettiği mamüle dinî içerikli isimler vermeye kadar gidiyor.

Bu girişimlerin hepsi ip üzerinde cambazlık yapmak kadar tehlikelidir. Çünkü bir insanın, niyeti iyi bile olsa, dine veya dinin unsurlarına atıf yapan kavramları ticarî marka veya slogan olarak kullanması, zımnen dini o ürüne referans göstermesi anlamına gelir ki bu, sonuçları itibariyle gerçekten ürkütücüdür.

Bu türden uygulamalar mukaddes değerlerin araçsallaştırılması ve yapanın niyetine göre istismardır.

İstismarın istismarı

Din istismarı bazen de suçlama unsuru olarak karşımıza çıkıyor, yani istismar sözcüğünün bizzat kendisi istismar edilebiliyor. Hayırlı hizmetleri engellenmek istenen samimi müslümanları “din istismarcısı” diye yaftalamak bazılarının işine geliyor olacak ki zaman zaman bu yönteme başvuruyorlar.

Böyle bir zihniyet, mesela İslâmî değerlere duyarlı bir cemaate karşı yıpratma kampanyası düzenlenmek istiyorsa, “çamur at izi kalsın” mantığıyla en kestirmeden o cemaati din istismarcısı olarak suçlayabiliyor. Yahut Kur’an kurslarına olan ilginin azaltılması gerektiğine inanıyorsa, herhangi bir kursun yönetici veya öğreticileri hakkında olmadık iddialar öne sürerek, onların dini kendi çıkarlarına alet ettiklerini savunuyor. Ya da mesela halkı dinî duyarlılığa sahip yardım kuruluşlarına karşı soğutmayı hedefliyorsa, o zaman da herhangi bir derneğin dini istismar ederek para topladığına kamuoyunu inandırmaya çalışıyor.

Öyleyse iyice anlayıp dinlemeden, din adına yapılan hizmet, faaliyet ve organizasyonları topyekûn istismarcılık olarak nitelememek, “istismarcılık” diye atılan yaygaralara çanak tutmamak da önemlidir.

Dikkat ve özen

Özetle, dini şahsi çıkarlarına alet etmek, dindar kesimin mukaddes değerlerini sömürmek, rant ve çıkar gruplarının daima iştahını kabartmış ve kabartmaya devam etmektedir. Çünkü din insanın en hassas noktalarından biridir.
Bize düşen, dinin ulviyetini süflî tatmin ve çıkarlarımıza teminatmış gibi göstermemek, dünyalık beklentisiyle ahiret ameli yapmaktan, yapıyor görünmekten kaçınmaktır. Deylemî’nin naklettiği bir hadiste, dini dünyevî çıkarlara alet etmek, yani ahiret ameli yaparak dünyalık sağlamaya çalışmak kıyametin alametlerinden biri olarak haber verilmiştir.

Bu itibarla hayatımızın her alanında, sık sık niyetlerimizi kontrol etmeli, her işimizde Allah’ın rızasını gözetmeye gayret etmeliyiz. Niyetimizi, gayretimizi, Allah korkumuzu, dinî hassasiyetimizi kendine kullanan kişi ve gruplara da prim vermemeliyiz.

__________________


"Hüda zalim kişiyi helak etmek isterse
Kahır sebeplerini kendisine yetiştirir
Bu açık iddia için burhan gerekse
Firavun elinde Cenab-ı Musa'yı yetiştirir"
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://akmenzil.8forum.net
Moderatör
Moderatör
avatar
Teşekkürleri : 39
Yaş : 40
Kayıt tarihi : 16/09/09
Nerden : isvec
Mesaj Sayısı : 2453
Tecrübe Puanı : 13184

MesajKonu: Geri: Din İstismarı Cuma Eyl. 10, 2010 2:42 pm

Allah razı olsun :G :tşk:

sofi uyaniktir ! gülümseme

__________________


MENZIL SUFISI:
http://menzilsufisi.wordpress.com/
SUFISMEN:
http://sufismen.wordpress.com/
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Misafir
Misafir
avatar

MesajKonu: Geri: Din İstismarı C.tesi Eyl. 11, 2010 4:24 am

Hizmet ve istismar

Din istismarı ne yazık ki sadece dinle münasebetleri uzak kişilerin ihtiyaç hissettiklerinde başvurdukları bir şey değil. Zaman zaman kendi kardeşlerimiz de bu tuzağa düşebiliyor. Mesela Allah’ın adını anarak verdiği söze sadık olmuyor, ticaretinde kolaylık için samimi müslüman kimliğini öne çıkartabiliyor, Allah için yapılan bir hizmette kendisine verilen görevi kişisel iktidar ve çıkarları için kullanabiliyor.

Böyleleri hakkında Gavs-ı Sâni hazretlerinin k.s. şu sözü çok manidardır: “Allah yolunda yapılan hizmette kendi çıkarlarını gözeten bir kimse cehennemdeki yerini hazırlıyor demektir.”


Allah razı olsun :tşk:
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content

MesajKonu: Geri: Din İstismarı

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Din İstismarı

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Menzil Forum :: Semerkand & Radyo & TV :: Semerkand Dergisi-
SİSTEM BİLGİLERİÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by phpBB2 (subsilver)
Copyright ©2008 - 2011,
Content Relevant URLs by www.akmenzil.net
Kuruluş Tarihi : Paz 24 Ağus. 2008 - 18:30
akmenzil.net sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanızakmenzil@hotmail.com e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
forum kurmak | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Suistimalı göstermek | Bir blog yaratın